<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Biyografi(stan)</title>
	<atom:link href="http://biyografi.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://biyografi.wordpress.com</link>
	<description>Yeni Biyografi Siteniz...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 14 Jan 2012 22:23:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='biyografi.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Biyografi(stan)</title>
		<link>http://biyografi.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://biyografi.wordpress.com/osd.xml" title="Biyografi(stan)" />
	<atom:link rel='hub' href='http://biyografi.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Alexander Graham Bell</title>
		<link>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/25/alexander-graham-bell/</link>
		<comments>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/25/alexander-graham-bell/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 12:16:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Mucitler]]></category>
		<category><![CDATA[Sanayiciler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://biyografi.wordpress.com/2007/03/25/alexander-graham-bell/</guid>
		<description><![CDATA[Kimlik: Doğum Tarihi: 3 Mart 1847 Ölüm Tarihi:2 Ağustos 1922 Doğum Yeri: Edinburgh/İskoçya Meslek: Mucit, Bilim Adamı, Sanayici Alexander Graham Bell (3 Mart 1847, Edinburgh – 2 Ağustos 1922, Baddeck), İskoçya asıllı Kanada‘lı bilimadamı, mucit ve sanayici. Telefonu icat eden kişi olarak tanınır. Telefonun patentini 7 Mart 1876′da aldı. İlk telefon şirketi olan Bell Telefon [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=12&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/1/10/Alexander_Graham_Bell.jpg/180px-Alexander_Graham_Bell.jpg" alt="" width="129" height="169" align="left" /></p>
<p><span style="font-weight:bold;font-family:trebuchet ms;">Kimlik:<br />
Doğum Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;"> </span><strong>3 Mart 1847</strong><br />
<span style="font-weight:bold;">Ölüm Tarihi:</span><strong>2 Ağustos 1922</strong><br />
<span style="font-weight:bold;"> Doğum Yeri: </span><span style="font-weight:bold;">Edinburgh/İskoçya</span><span style="font-weight:bold;"><br />
Meslek: </span><span style="font-weight:bold;">Mucit, Bilim Adamı, Sanayici<br />
</span></p>
<p><span id="more-12"></span></p>
<p>Alexander Graham Bell (<strong>3 Mart 1847, Edinburgh – 2 Ağustos 1922, Baddeck</strong>), <strong>İskoçya</strong> asıllı <strong>Kanada</strong>‘lı bilimadamı, mucit ve sanayici. <strong>Telefon</strong>u icat eden kişi olarak tanınır.</p>
<p><!--begin kitapyurdu Satış link--><br />
<a href="http://www.kitapyurdu.com/default.asp?AID=22419" target="_blank"><img src="http://affiliate.kitapyurdu.com/affiliatepic.asp?type=1" border="0" alt="internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz." align="left" /></a><br />
<!--end www.kitapyurdu.com link--></p>
<p>Telefonun patentini 7 Mart 1876′da aldı. İlk telefon şirketi olan <strong>Bell Telefon Şirketi</strong>‘ni 1877′de kurdu. Bell Telefon Şirketi bugün ABD’nin en büyük şirketlerinden biridir. Ayrıca kendi geliştirdiği fonograf için bir, hava araçları için beş, hidrouçaklar için dört ve selenyum piller için de iki patenti vardır.</p>
<p>Babası kendini sağır ve dilsiz insanların sorunlarıyla uğraşmaya adamıştı. Bu nedenle Bell, küçük yaştan itibaren, daha sonradan çok işine yarayacak olan ses bilgisi konusunda epey bilgiye sahip oldu. Bell de kendini, sağır öğrencilerin, dolaylı olarak da olsa, seslerin dünyasını kavramaları ve yaşamalarına adadı ve ilk olarak Boston’daki Sağır ve Dilsizler Okulunda çalışmaya başladı.</p>
<p>Bell, telgraf şirketlerinin çıkmazı olan, bir hat üzerinde aynı anda yalnızca tek bir mesajın iletilmesi sorununa çözüm arayacak çalışmaya başlamıştı. Başlangıçta çoklu bir telgraf geliştirmeyi istiyordu. Bell, ses tellerinin ve kulak zarının titreşimlerinden yola çıkarak, insan sesindeki frekansı elde ederek, bunları elektrik sinyali biçiminde bir telden iletmenin olanaklı olup olmadığını araştırıyordu. Bunun için de diyafram adı verilen bir aletle, yapay bir kulak zarı yaratmanın gerekli olduğu sonucuna vardı. Diyafram, hem konuşma sesiyle titreşim oluşturabilecek, hem de elektrik akımı yaratan küçük değişikliklere tepki verebilecek kadar ince bir tabakaydı. Tam ortasına da diyaframla birlikte hareket eden bir manyetik zar yerleştirdi. Ses titreşimleriyle oluşan değişiklikler, alıcı merkeze ulaştığında, alıcının diyaframında titreşime neden olarak, sinyalleri yeniden sese çeviriyordu.</p>
<p>En değerli patentlerden biri olan telefonun patentini Bell, 7 Mart 1876′da, 29. yaş gününden dört gün sonra aldı ve ilk telefon konuşmasını New York-Chicago hattında yaptı. İlk telefon şirketi olan Bell Telefon Şirketi de 1877′de kuruldu. Bell yalnızca telefonun patentini almadı, o çok yönlü bir araştırmacı ve mucitti. Kendi geliştirdiği fonograf için bir, hava araçları için beş, hidrouçaklar için dört ve selenyum piller için de iki patenti vardır.</p>
<p>Alexander Graham Bell aşırı büyük üç boyutlu kutu uçurtmaları kullanarak insan taşımayı başarmış ve bu çalışmaları sadece denemelerini yaptığı istasyonun yanındaki nehri karşıdan karşıya geçmek amacıyla kullanmıştır. Graham Bell, kutu uçurtmadan esinlenerek ilk hidrofil botu yaratırken Wright Kardeşlerin uçak tasarımı çalışmaları I. Dünya Savaşı sonuna kadar devam etmiştir.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyografi.wordpress.com/12/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyografi.wordpress.com/12/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyografi.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyografi.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyografi.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyografi.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyografi.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyografi.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyografi.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyografi.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyografi.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyografi.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyografi.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyografi.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyografi.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyografi.wordpress.com/12/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=12&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/25/alexander-graham-bell/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/1/10/Alexander_Graham_Bell.jpg/180px-Alexander_Graham_Bell.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://affiliate.kitapyurdu.com/affiliatepic.asp?type=1" medium="image">
			<media:title type="html">internet kitapçınız kitapyurdu.com&#039;dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ömer Hayyam (1048-1131)</title>
		<link>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/25/omer-hayyam-1048-1131/</link>
		<comments>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/25/omer-hayyam-1048-1131/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 12:07:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alimler]]></category>
		<category><![CDATA[Astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Geometri]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp]]></category>
		<category><![CDATA[Şair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://biyografi.wordpress.com/2007/03/25/omer-hayyam-1048-1131/</guid>
		<description><![CDATA[Kimlik: Doğum Tarihi: 1048 Ölüm Tarihi:1131 Doğum Yeri: Nişabur/İran Meslek: Astronomi,Matematik, Geometri, Alim, Fizik, Kimya, Şair, Tıp &#160; Asıl adı Giyaseddin Ebu’l Feth Bin İbrahim El Hayyam’ dır. Binom teoerimini ve bu açılımdaki katsayıları bulan ilk kişi olduğu düşünülmektedir. 18 Mayıs 1048′de İran’ın Nişapur kentinde doğan Ömer Hayyam bir çadırcının oğluydu. Çadırcı anlamına gelen soyadını [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=11&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bp2.blogger.com/_SF85yN6hCs4/Re7ZSo2g4CI/AAAAAAAAAJc/V4fugthkbvY/s1600-h/hayyam.jpg"><img src="http://bp2.blogger.com/_SF85yN6hCs4/Re7ZSo2g4CI/AAAAAAAAAJc/V4fugthkbvY/s200/hayyam.jpg" style="float:left;cursor:pointer;margin:0 0 10px 10px;" border="0" /></a></p>
<p align="left"><span style="font-weight:bold;font-family:trebuchet ms;">Kimlik:<br />
Doğum Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;"> 1048</span><br />
<span style="font-weight:bold;">Ölüm Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;">1131<br />
Doğum Yeri: </span><span style="font-weight:bold;">Nişabur/İran</span><span style="font-weight:bold;"><br />
Meslek: </span><span style="font-weight:bold;">Astronomi,Matematik, Geometri, Alim, Fizik, Kimya, Şair, Tıp</span></p>
<p align="left"><span id="more-11"></span></p>
<p align="left">&nbsp;</p>
<p align="left">Asıl adı Giyaseddin Ebu’l Feth Bin İbrahim El Hayyam’ dır. Binom teoerimini ve bu açılımdaki katsayıları bulan ilk kişi olduğu düşünülmektedir.</p>
<p><!--begin kitapyurdu Satış link--><br />
<a href="http://www.kitapyurdu.com/default.asp?AID=22419" target="_blank"><img src="http://affiliate.kitapyurdu.com/affiliatepic.asp?type=1" border="0" alt="internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz." align="left" /></a><br />
<!--end www.kitapyurdu.com link--><br />
18 Mayıs 1048′de İran’ın Nişapur kentinde doğan Ömer Hayyam bir çadırcının oğluydu. Çadırcı anlamına gelen soyadını babasının mesleğinden almıstır. Fakat o soyisminin çok ötesinde işlere imza atmıştır. İlgilendiği ilimler: matematik, fizik, astronomi, şiir, tıp, müzik. Horasan’ın yıldızı; İran’ın; Irak’ı Acemi ve Irak’ı Arabi olmak üzere her iki Irak’ın dahisi, feylesofların prensi Ömer!<span></span></p>
<p>Daha yaşadığı dönemde İbn-i Sina’dan sonra Doğu’nun yetiştirdiği en büyük bilgin olarak kabul ediliyordu. Tıp, fizik, astronomi, cebir, geometri ve yüksek matematik alanlarında önemli çalışmaları olan Ömer Hayyam için “zamanın bütün bilgilerini bildiği” söylenirdi. O herkesten farklı olarak yaptığı çalışmaların cogunu kaleme almadı, oysa O ismini çokça duyduğumuz teoremlerin isimsiz kahramanıdır. Elde bulunan ender kayıtlara dayanılarak Ömer Hayyam’ın çalışmaları şöyle sıralanabilir:</p>
<p>Yazdığı bilimsel içerikli kitaplar arasında Cebir ve Geometri Üzerine, Fiziksel Bilimler Alanında Bir Özet, Varlıkla İlgili Bilgi Özeti, Oluş ve Görüşler, Bilgelikler Ölçüsü, Akıllar Bahçesi yer alır. En büyük eseri Cebir Risalesi’dir. On bölümden oluşan bu kitabın dört bölümünde kübik denklemleri incelemiş ve bu denklemleri sınıflandırmıştır. Matematik tarihinde ilk kez bu sınıflandırmayı yapan kişidir. Cebiri, “ sayısal ve geometrik bilinmeyenlerin belirlenmesini amaçlayan bilim” olarak tanımlardı. Matematik bilgisi ve yeteneği zamanın çok ötesinde olan Ömer Hayyam denklemlerle ilgili başarılı çalışmalar yapmıştır. Nitekim, Hayyam 13 farklı 3. dereceden denklem tanımlamıştır. Denklemleri çoğunlukla geometrik metod kullanarak çözmüştür ve bu çözümler zekice seçilmiş konikler üzerine dayandırılmıştır. Bu kitabında iki koniğin arakesitini kullanarak 3. dereceden her denklem tipi için köklerin bir geometrik çizimi bulunduğunu belirtir ve bu köklerin varlık koşullarını tartışır. Bunun yanısıra Hayyam, binom açılımını da bulmuştur. Binom teoerimini ve bu açılımdaki katsayıları bulan ilk kişi olduğu düşünülmektedir. (Pascal üçgeni diye bildiğimiz şey aslında bir Hayyam üçgenidir. )</p>
<p>Bir kitabında da Öklit’in aksiyomlarıyla ilgili çalışmaları toplayan Hayyam, Öklit’in paralellik aksiyomunu başka bir önerme kümesiyle değiştirdi. Bunun sonucunda bugün öklit-dışı geometride kullanılan “geniş, dar ve dik açı hipotezleri” ile ilgili biçimlere ulaştı. Yani öklitdışı geometrinin temellerini atan Hayyam olmuştur. Öklit’in yapıtı üzerine yorumlarında, irrasyonel sayıların da tıpkı rasyonel sayılar gibi kullanılabileceğini kanıtlaması matematik tarihinde bir dönüm noktası oluşturdu. İsfahan’da üç yıl çalışarak kurduğu rasathanede gökyüzünü inceler, bilimsel çalışmalar yapar, hükümdarın özel müneccimi olur, yıldız falına bakardı. Ömer Hayyam kendi doğum tarihini bu kadar net şekilde bir gökbilimci hassasiyetiyle kendisi bulmuştur. 21 Mart 1079 yılında tamamladığı, halk arasında “Ömer Hayyam Takvimi” bugün ise “Celali Takvimi” olarak bilinen takvim için büyük çaba sarf etmiştir. Güneş yılına göre düzenlenen bu takvim 5000 yılda bir gün hata verirken, bugün kullandığımız Gregoryen Takvimi 3330 yılda bir gün hata vermektedir. Eserleri arasında İbn-i Sina’nın Temcid (Yücelme) adlı eserinin yorum ve tercümesi de yer alır.</p>
<p>Öğrenimi tamamlayan Ömer Hayyam kendisine bugünlere kadar uzanacak bir ün kazandıran Cebir Risaliyesi’ni ve Rubaiyat’ı Semerkant’ta kaleme almıştır. Dönemin üç ünlü ismi Nizamülmülk, Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam bu şehirde bir araya gelmiştir. Dönemin hakanı Melikşah, adı devlet düzeni anlamına gelen ve bu ada yakışır yaşayan veziri Nizamülmülk’e çok güvenirdi. Ömer Hayyam ile ilk kez Semerkant’ta tanışan Nizam onu İsfahan’a davet eder. Orada buluştuklarında O’na devlet hülyasından bahseder ve bu büyük hayalinin gerçekleşmesi için Hayyam’dan yardım ister. Fakat Hayyam devlet işlerine karışmak istemez ve teklifini geri çevirir. Saray entrikalarından hayatının sonuna kadar uzak kalmayı yeğler.</p>
<p align="left">İlmini genişletmek için zamanın ilim merkezleri olan Semerkand, Buhara, İsfahan’a yolculuklar yapmıştır. 4 Aralık 1131′de doğduğu yer olan Nişabur’da dünyaya veda eder.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyografi.wordpress.com/11/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyografi.wordpress.com/11/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyografi.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyografi.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyografi.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyografi.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyografi.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyografi.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyografi.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyografi.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyografi.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyografi.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyografi.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyografi.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyografi.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyografi.wordpress.com/11/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=11&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/25/omer-hayyam-1048-1131/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://bp2.blogger.com/_SF85yN6hCs4/Re7ZSo2g4CI/AAAAAAAAAJc/V4fugthkbvY/s200/hayyam.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://affiliate.kitapyurdu.com/affiliatepic.asp?type=1" medium="image">
			<media:title type="html">internet kitapçınız kitapyurdu.com&#039;dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>El Battani (859–929)</title>
		<link>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/25/el-battani-859%e2%80%93929/</link>
		<comments>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/25/el-battani-859%e2%80%93929/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 12:02:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Matematik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://biyografi.wordpress.com/2007/03/25/el-battani-859%e2%80%93929/</guid>
		<description><![CDATA[Kimlik: Doğum Tarihi: 859 Ölüm Tarihi:929 Doğum Yeri: Battan/Harran/Urfa/Türkiye Meslek: Astronomi,Matematik El-Battânî, Harran’ın1 Battân kasabasında doğdu (859–929). Asıl adı Muhammet bin Cabir bin Sinan er-Rakki el-Harranî’dir. Ebu Abdullah künyesi ve Battânî ismiyle meşhur olmuştur. Dünyanın gelmiş geçmiş en meşhur 20 astronomundan biri kabul edilir. Battânî, ilimdeki gâyesini şu esas üzerine bina eder: “İnsan, Allah’ın (cc) [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=10&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bp0.blogger.com/_SF85yN6hCs4/Re7VPI2g4BI/AAAAAAAAAJU/FQrTInk_UPU/s1600-h/battani.jpg"><img src="http://bp0.blogger.com/_SF85yN6hCs4/Re7VPI2g4BI/AAAAAAAAAJU/FQrTInk_UPU/s200/battani.jpg" style="float:left;cursor:pointer;width:180px;height:180px;margin:0 0 10px 10px;" align="left" border="0" /></a></p>
<p align="left"><span style="font-weight:bold;font-family:trebuchet ms;">Kimlik:<br />
Doğum Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;"> 859</span><br />
<span style="font-weight:bold;">Ölüm Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;">929<br />
Doğum Yeri: </span><span style="font-weight:bold;">Battan/Harran/Urfa/Türkiye</span><span style="font-weight:bold;"><br />
Meslek: </span><span style="font-weight:bold;">Astronomi,Matematik</span></p>
<p align="left"><span id="more-10"></span></p>
<p align="left"><font> El-Battânî, Harran’ın1 Battân kasabasında doğdu (859–929). Asıl adı Muhammet bin Cabir bin Sinan er-Rakki el-Harranî’dir. Ebu Abdullah künyesi ve Battânî ismiyle meşhur olmuştur. Dünyanın gelmiş geçmiş en meşhur 20 astronomundan biri kabul edilir.</font><br />
<!--begin kitapyurdu Satış link--><br />
<a href="http://www.kitapyurdu.com/default.asp?AID=22419" target="_blank"><img src="http://affiliate.kitapyurdu.com/affiliatepic.asp?type=1" border="0" alt="internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz." align="left" /></a><br />
<!--end www.kitapyurdu.com link--><br />
<font> Battânî, ilimdeki gâyesini şu esas üzerine bina eder: “İnsan, Allah’ın (cc) varlığını, birliğini, kudretini ve eserlerinin mükemmelliğini başta astronomi olmak üzere, ilimler sayesinde öğrenebilir. Meselâ şu görünen yıldızlar, üstünde yaşadığımız bu dünya ve dünyanın hareketleri Allah’ın (cc) varlık ve birliğinin açık bir delilidir.”</font><span></span><br />
<font> <strong>Güneş sistemini tespiti</strong></font><br />
<font> Battânî’nin çalışmalarının tamamı astronomiyle ilgilidir. Battânî bugünkü Halep’in 160 km doğusunda Fırat nehri kıyısındaki Rakka şehrinde bir rasathane (gözlem evi) yapmış; Güneş ve Ay’ın görünür çaplarında yıl boyunca meydana gelen değişiklikleri ölçmede, önceki ilim adamlarının yaptığı çalışmalara katkılarda bulunmuş; Güneş, Ay ve gezegenlerin hareketlerini, yörüngelerini daha doğru bir şekilde belirlemeye çalışmıştır. Güneş’in Dünya’dan en uzak bulunduğu noktadaki hareketini keşfetmiş, Dünya’nınkine göre Güneş’in yörünge eğimini ve Dünya’nın dönüş eksenindeki değişme değerlerini bulmuştur. Kendisinden beş asır sonra gelen Kopernik’in 23° 35ı olarak bulduğu Dünya’nın ekliptik eğimini o, 23° olarak hesaplamış, bugün bilinen açı değerini yaklaşık yarım dakikalık bir farkla bulmayı başarmıştır. </font><br />
<font> </font><br />
<font> <strong>Güneş ve Ay tutulmaları</strong></font><br />
<font> Battânî, kendi geliştirdiği güneş saati zâtü’l-halak,2 duvara tespit edilmiş büyük kadran3 ve daha sonraları triguetum (zâtü’ş-şubeteyn) adı verilecek âlet ile, Rakka’da, bazı fezâ hâdiselerinin yanı sıra, Güneş ve Ay tutulmalarını rasat etmiş ve elde ettiği bilgilerle Ay ve gezegen hareketleri hakkındaki bilgileri düzeltmiş, yeni Ay’ın görülme şartlarını tayine yarayan bir usûl geliştirmiştir. Yaptığı gözlemlerle tam 489 yıldızı sınıflamayı başarmıştır. Battânî, yaptığı bu son derece hassas rasatlar neticesi güneş yılını (tropik seneyi) ilk defa 365 gün 5 saat 46 dakika 32 saniye olarak gerçek değere çok yakın hesaplamıştır. Çağımızdaki son derece gelişmiş teleskoplar ve ilmî hesaplamalar neticesi ise bu değer, 365 gün 5 saat 48 dakika 46 saniye olarak hesaplanmıştır. </font><br />
<font> </font><br />
<font> <strong>Kıble tayini konusundaki çalışmaları</strong></font><br />
<font> Battânî, Müslümanlar için büyük ehemmiyet arz eden kıble yönünün farklı coğrafyalarda hesaplanabilmesine yönelik çalışmalar yapmıştır. Kıble doğrultusu belirlenecek yerin ve Mekke’nin boylam ve enlemini tespit etmiş, bu ikisinin farkını alıp kıble doğrultusunu bulmuştur. Hazırlanan cizlere, usturlablara ve rubu tahtalarına kıble cetvellerini eklemiştir. </font><br />
<font> </font><br />
<font> <strong>Matematik, trigonometri ve diğer çalışmaları </strong></font><br />
<font> Trigonometrinin gerçek mucidi olarak da kabul edilen Battânî, astronomi çalışmaları sırasında matematik ve trigonometriden faydalanmış (bu konuda “ilk” kabul edilir), küre ve düzlem trigonometrisi üzerinde araştırmalar yapmıştır. Bilhassa astronomik cetvel (zic) hazırlarken trigonometriyi çok iyi kullanmıştır. </font><br />
<font> <strong>Battânî’nin keşif ve başarılarından bazıları şöyledir:</strong></font><br />
<font> 1-	Matematik alanında Yunan kirişi yerine sinüsleri kullanan ilk ilim adamıdır.</font><br />
<font> 2-	İlk defa kotanjant kavramını geliştirmiş ve dereceli bir tablo oluşturmuştur.</font><br />
<font> 3-	Ay’ın boylamda ortalama hareketini tespit etmiştir </font><br />
<font> 4-	Güneş ve Ay’ın görünür çaplarını ölçmüştür.</font><br />
<font> 5-	Güneş’te bir yıl, Ay’da ise bir ay zarfında gözlenen değişiklikleri hesaplamıştır.</font><br />
<font> 6-	Ay’ın tutulma derecesinin hesabı için çok sağlam bir metot geliştirmiştir.</font><br />
<font> 7-	Küre trigonometrisinin ba–zı problemlerini ortografik projeksiyon yardımıyla incelemiştir.</font><br />
<font> 8- Dik üçgenleri inceleyerek geometrideki temel kavramlardan sinüs, kosinüs, tanjant, kotanjant, sekant ve kosekantın tariflerini yapan ve bunları gerçek mânâda ilk defa kullanan kişidir. </font><br />
<font> 9-	Gerçek astronomik cetveli (zic, yıllık) hazırlayan ilk ilim adamıdır.</font><br />
<font> 10- Sıfırdan 90 dereceye kadar açıların trigonometrik değerlerini hesaplamıştır.</font><br />
<font> 11-	Cebir çözüm metotlarını trigonometrik denklemlere uygulamıştır.</font><br />
<font> 12- Yukarıda bahsi geçen bütün matematik ve trigonometri teknikleri Batı Avrupa’da 15. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar Kopernik, Kepler, Tycho Brahe ve Galile gibi ilim adamları tarafından da kullanılmıştır.</font><br />
<font> </font><br />
<font> <strong>Eserleri</strong></font><br />
<font> Orta Çağ Batı dünyasında eserleri ilk defa Lâtinceye çevrilen Müslüman ilim adamı olan Battânî, yaşadığı devrin en önemli astronomu ve matematikçisidir. Batı, Battânî’nin astronomideki hizmetlerinin değerini ortaya koymak adına Ay’a onun ismini vermiştir. Ay, Ay haritalarında Albategnus (el-Battânî) olarak kaydedildiğinden, Battânî Batı’da ‘Albategnus’ olarak şöhret bulmuştur.</font><br />
<font> 1)Kitabe’l-Zic: Bir astronomi cetvelleri kitabı olan bu eser 57 bahisten müteşekkildir. Battânî bunu yazma sebebini, diğer ziclerde gördüğü yanlışlık ve farklılıklardan yola çıkarak gök cisimlerinin hareketleri konusundaki teorileri iyileştirme ve neticeleri yeni gözlemlere dayanarak geliştirme olarak açıklar. Bu eser Battânî’nin en hacimli, en fazla bilinen ve günümüze kadar ulaşan tek kitabıdır. Özellikle hesap ve rasatların neticelerini içine alan bir almanak özelliğindeki bu eser yalnız İslâm dünyasında değil, Orta Çağ Avrupa’sında ve Rönesans’ın ilk devirlerinde küre trigonometrisi sahasında önemli bir kaynak olmuştur. Bu eserde, tespit edilmiş her yıldızın uzaydaki yeri, yörüngesi ve hareketleri hesaplanmıştır. </font><br />
<font> Astronomi ve küre trigonometrisinin gelişmesinde belirleyici tesiri olan bu kitap, yazılışından üç asır sonra Batı’da anlaşılmış, 12. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar tercüme ve şerhleri önce Lâtinceye, sonra da İspanyolcaya çevrilmiştir.</font><br />
<font> Tycho Brahe’nin ve G.B. Ricioli’nin eserlerinde Kitabe’l-Zic’den ne kadar çok iktibas yaptıkları, Kepler ve Galile’nin de Battânî’nin tespitleriyle yakından ilgilendikleri bilinmektedir. Kitabın, 20. yüzyılın başlarında Arapça aslıyla birlikte yeniden baskısı yapılmıştır. </font><br />
<font> 2) Kitâb ü Mârifeti’l-Metâlii’l-Bürûc fî mâ Beyne Erbaati’l-Felek: Astronomiye dâir bu eserde, 12 burcun gök küresinin dörtte birindeki doğuş noktalarından, Ay ve yıldızların doğuş yerlerinden ve Ay’ın tutulmasından bahsedilir. Battânî’nin, boylamları 0°’den 36°’ye tekabül eden yıldızların doğuş yerlerini gösteren cetveline benzer cetveller bugün modern astronomide kullanılmaktadır.</font><br />
<font> 3) Risâletü’n fi Tahkik-i Akdari’l-İttisalat: Yıdızların yan yana gelme ölçülerinin araştırılmasıyla alâkalı olan bu eserde yıldızların ışıklarını göndermeleri, enlemlerden ve küre trigonometrisinden faydalanılarak izâh edilmektedir.</font><br />
<font> Battânî’nin astronomiyle alâkalı diğer eserleri şunlardır:</font><br />
<font> 4) Risâletü’n fi Ameliyyati’t-Tercimi’d-Dakika</font><br />
<font> 5) Kitab u Ta’dili’l-Kevakib</font><br />
<font> 6) İlmü’n-Nücûm</font><br />
<font> 7) Kitabü’n fi İlmi’l-Felek</font><br />
<font> 8 ) Kitabün an Daireti’l-Bürüc ve’l-Kubbeti’ş- Şemsiyye</font><br />
<font> 9) Muhtasarun Ii Kütübi Batlemyüsi’l-Felekiyye</font><br />
<font> 10) Risâletü’n fi Mikdari’l İttisalati’l-Felekiyye</font><br />
<font> Kimler, hakkında ne dedi? </font><br />
<font> Battânî, Sâbiî Cetvelleri adıyla şöhret bulan yıldız kataloglarını hazırlarken Avrupalılar astronomi cetvellerini hesaplamak bir yana, Müslümanlarınkine eş rasatları bile henüz yapamamışlardı. Battânî’nin buluşlarını, Batılılar asırlarca sonra kullanabilmiş ve sahip çıkmıştır. Eserlerinden Batı’da çok faydalanılan ve bir deha olarak kabul edilen Battânî, yazdığı eserlerin Lâtinceye tercümelerinde Albategni veya Albategnus adıyla isimlendirilmiştir. </font><br />
<font> Battânî’den ve çalışmalarından haleflerinden Birûnî takdirle söz etmekte, Sa’îde’l-Endülüsî ise, Tabakâtü’l-Ümem adlı eserinde, Battânî’yi İslâm bilim tarihinde, yıldız ve gezegenlerin hareketlerini doğru gözlemleyebilen bir âlim olarak gördüğünü ifade etmiştir.</font><br />
<font> Batı dünyasında Gibbs ve Kremers gibi ünlü oryantalistler, Battânî’de müthiş bir zekâ bulunduğunu, onun, İslâm dünyasındaki her çeşit kültürü içine alan bir ansiklopedi gibi olduğunu belirtmişlerdir.</font><br />
<font> Onsekizinci asrın Fransız astronomu Laland Battânî’yi gelmiş geçmiş en büyük 20 astronom arasında sayarken, bilim tarihçisi G. Sarton, onu çağının en büyük Müslüman astronomi âlimi olarak kabul etmiş, bir başka bilim tarihçisi Erich Bell ise, trigonometriye cebir ilmini uygulayan ilk bilim adamının Battânî olduğunu kaydetmiştir.</font><br />
<font> Paris İslâm Enstitüsü profesörlerinden Jacques Risler, yeni trigonometrinin mucidinin ve trigonometrik bağıntıları bugün kullanılan şekliyle formülleştirenin Battânî olduğunu, Batı dünyasına trigonometriyi onun öğrettiğini büyük bir cesaretle ifade etmiştir.</font><br />
<font> Prof. Philip K. Hitti ise, Batı’da matematik bilginlerinin tanjant hakkında Battânî’den ancak beş asır sonra bilgi sahibi olabildiğini söylemiştir.</font><br />
<font> M. Charles ise, Battânî’den söz ederken, onun sinüs ve kosinüs tabirlerini ilk kullanan kişi olduğunu, bunları güneş saati hesaplamasında geliştirdiğini, ona uzayan gölge adını verdiğini, buna da modern geometride tanjant dendiğini belirtmiştir.</font><br />
<font> Görüldüğü gibi, bizim dünyamızın el-Battânî gibi parlak insanları kendilerine bahşedilmiş zekâ ve kabiliyetleri, insanlığın ortak mirası olan bilimin gelişmesi istikametinde kullanmışlar ve bu sahada asırlarca eskimeyen keşif ve icatlara vesile olmuşlardır. Köklerimizin ilim ve araştırmayla yoğrulduğu dikkate alındığında, bu maziden ilham alan günümüz genç nesillerinin de yakın bir gelecekte ilim dünyasına tekrar önemli katkılarda bulunacağına, olimpiyatlarda gösterilen başarıların da bunun müjdecisi olduğuna inanıyoruz.</font><br />
<font> </font><br />
<font> <strong>	Dipnotlar</strong></font><br />
<font> <em>1. Urfa bölgesi binlerce yıllık tarihinde pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış ve özellikle İslâmiyet’in bu bölgede hâkim olmasından sonra, birçok bilim adamı ve filozofun yetiştiği, dünyanın ilk üniversitesinin de kurulduğu bir coğrafyadır.</em></font><br />
<font><em> 2.	Zatü’l-halak (çemberli küre) iç içe geçmiş çeşitli halkalardan meydana gelen bir gözlem âletidir.</em></font><br />
<font><em> 3. Kadran: Dörtte bir daire şeklinde olup gözlem yapmak için kullanılmış olan en eski âletlerden biridir. Rasathanelerin duvarına tespit edilerek kullanılan büyük şekli İslâm astronomları tarafından libne olarak adlandırılmıştır. Daha küçük boyutlardaki taşınabilir şekline el-rub veya ruba tahtası adı verilmiştir. </em></font><br />
<font> 	</font><br />
<font> <strong>	Kaynaklar</strong></font><br />
<font> <em>-	Bilim Tarihi, Colin A.Ronan,Tübitak Yayınları, Akademik Dizi-1, İst, 2003, Sayfa 231-235.</em></font><br />
<font><em> -	TDV İslâm Ansiklopedisi, Cilt 6, Sayfa 9-10, Ferruh Müftüoğlu.</em></font><br />
<font><em> -	Müslüman İlim Öncüleri, Heyet, Işık Yay, 2005, Sayfa 73.</em></font><br />
<font><em> -	Tarih Boyunca Ünlü Astronomlar, Haz. Uğurcan Sağır, 2001, Sayfa 6-7, Öğrenci Tezleri, dermanscience.ankara.edu.tr</em></font><br />
<font><em> -	Yeni Rehber Ansiklopedisi, Cilt 3, Sayfa 373-374</em></font><br />
<font><em> -	İslâm ve Dünya Medeniyetler Tarihi, Bilge Erdem Yay, Şevki Ebu Halil, 2005, Sayfa 442.</em></font></p>
<p align="left"><strong><font><em>Bu yazı <a href="http://www.sizinti.com.tr/">Sızıntı Dergisi</a>‘nin Ocak 2007 sayısından alınmıştır.</em></font></strong></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyografi.wordpress.com/10/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyografi.wordpress.com/10/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyografi.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyografi.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyografi.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyografi.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyografi.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyografi.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyografi.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyografi.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyografi.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyografi.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyografi.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyografi.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyografi.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyografi.wordpress.com/10/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=10&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/25/el-battani-859%e2%80%93929/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://bp0.blogger.com/_SF85yN6hCs4/Re7VPI2g4BI/AAAAAAAAAJU/FQrTInk_UPU/s200/battani.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://affiliate.kitapyurdu.com/affiliatepic.asp?type=1" medium="image">
			<media:title type="html">internet kitapçınız kitapyurdu.com&#039;dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Thomas Edison (1847 &#8211; 1931)</title>
		<link>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/25/thomas-edison-1847-1931/</link>
		<comments>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/25/thomas-edison-1847-1931/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 11:55:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[Mucitler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://biyografi.wordpress.com/2007/03/25/thomas-edison-1847-1931/</guid>
		<description><![CDATA[Kimlik: Doğum Tarihi: 1847 Ölüm Tarihi:1931 Doğum Yeri: Ohio/ABD Meslek: Mucitler İnsanlık tarihinin en büyük mucitlerinden biri olan Thomas Edison, 1847′de Amerika’nın Ohio eyaletinde dünyaya geldi. Yedi yaşındayken ailesiyle birlikte Michigan’daki Port Huron’a yerleşti ve ilköğrenimine burada başladı. Fakat başladıktan yaklaşık üç ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Bundan sonraki üç yıl boyunca özel [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=9&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left"><a href="http://bp1.blogger.com/_SF85yN6hCs4/RenUC83XAzI/AAAAAAAAAIw/YgThazCBEWw/s1600-h/thomas_edison.jpg"><img src="http://bp1.blogger.com/_SF85yN6hCs4/RenUC83XAzI/AAAAAAAAAIw/YgThazCBEWw/s400/thomas_edison.jpg" style="float:left;cursor:pointer;margin:0 10px 10px 0;" align="left" border="0" /></a><span style="font-weight:bold;font-family:trebuchet ms;"></span></p>
<p align="left"><span style="font-weight:bold;font-family:trebuchet ms;">Kimlik:<br />
Doğum Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;"> 1847</span><br />
<span style="font-weight:bold;">Ölüm Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;">1931<br />
Doğum Yeri: </span><span style="font-weight:bold;">Ohio/ABD</span><span style="font-weight:bold;"><br />
Meslek: </span><span style="font-weight:bold;">Mucitler</span></p>
<p align="left"><span id="more-9"></span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;"><span style="font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;color:#000000;">İnsanlık tarihinin en büyük mucitlerinden<span>  </span>biri olan Thomas Edison, 1847′de Amerika’nın Ohio eyaletinde dünyaya geldi. </span><span style="color:#000000;"><span style="color:#3c6680;"><span style="font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="color:#000000;">Yedi yaşındayken ailesiyle birlikte Michigan’daki Port Huron’a yerleşti ve ilköğrenimine burada başladı. Fakat başladıktan yaklaşık üç ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Bundan sonraki üç yıl boyunca özel bir öğretmen tarafından eğitildi. Son derece meraklı ve yaratıcı kişiliğe sahip bir çocuk olan Edison, 10 yaşına geldiğinde kendisini fizik ve kimya kitaplarına verdi</span>.</span></span></span></span><span></span><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;"><span style="color:#000000;"><span style="color:#3c6680;"><span style="font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"></span></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;" align="justify"><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;"><span style="color:#000000;"><span style="color:#3c6680;"><span style="font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"><br />
</span></span></span></span><span style="font-size:10pt;color:#3c6680;"><span style="font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;color:#000000;">Oniki yaşına geldiğinde ailesine yardım etmek için Port Huron ile Detroit arasında çalışan trende gazete satmaya başlayan Edison, evlerindeki laboratuvarını trenin yük vagonuna taşıyarak, çalışmalarını burada sürdürdü. Bu dönemde Edison; Michael!Faraday’ın ‘Experimental Research in Electricity’ adlı yapıtını okudu ve derinden etkilendi. Bunun üzerine bir yandan Faraday’ın deneylerini tekrarladı bir yandan da kendi deneylerine ağırlık vererek daha düzenli çalışmaya ve notlar tutmaya başladı.</span></span></p>
<p><span style="font-size:10pt;color:#3c6680;"><span style="font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;color:#000000;">1868′de kendine atölye kurdu ve aynı yıl geliştirdiği elektrikli bir oy kayıt makinasının patentini aldı. Aygıt oldukça ilgi topladı ama kimse tarafından satın alınmadı. Tüm parasını yitiren Edison, Boston’dan ayrılarak New York’a yerleşti. Edison’un şansı altın borsasının düzenlenmesinde kullanılan telgrafın bozulması üzerine döndü. Borsa yetkililerinin istemi üzerine aygıtı ustaca tamir eden Edison, Western Union Telegraph Company’den geliştirilmekte olan telgraflı kayıt aygıtları üzerinde yetkinleştirme çalışması yapma önerisi aldı. Bunun üzerine bir arkadaşı ile birlikte Edison Universal Stock Printer mühendislik şirketini kurdu. Ve sattığı patentlerle kısa sürede önemli bir servet edindi.</span></span></p>
<p><span><span style="font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;color:#000000;">Bu parayla New Jersey’deki Newark’ta bir imalathane kurarak telgraf ve telem aygıtları üretmeye başladı. Bir süre sonra imalathanesini kapatarak New Jersey’deki Menlo Park’ta bir araştırma laboratuvarı kurdu ve tüm zamanını yeni buluşlar yapmaya yönelik çalışmalara ayırdı.</span></span></p>
<p><span style="font-size:10pt;color:#3c6680;"><span style="font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;color:#000000;">Edison, 1876′da Graham Bell’in geliştirdiği konuşan telgraf üzerinde çalışmaya başladı. Aygıta karbondan bir iletici ekleyerek telefonu yetkinleştirdi. Ses dalgalarının dinamiği üzerine yaptığı bu çalışmalardan yararlanarak 1877′de sesi kaydedip yineleyebilen gramafonu geliştirdi. Geniş yankı uyandıran bu buluşu ününün uluslararası düzeyde yayılmasına neden oldu.</span></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:10pt;color:#3c6680;"><span style="color:#000000;">1878′de William Wallace’in yaptığı 500 mum güçündeki ark lambasından etkilenen Edison, bundan daha güvenli olan ve daha ucuz bir yöntemle çalışan yeni bir elektrik lambasını geliştirme çalışmasına girişti. Bu amaçla açtığı bir kampanyanın yardımıyla önde gelen işadamlarının parasal desteğini sağladı ve Edison Electric Light Company’yi kurdu. Oksijenle yanan elektrik arkı yerine havası boşaltılmış bir ortamda (vakum) ışık yayan ve düşük akımla çalışan bir ampul yapmayı tasarlıyordu. Bu amaçla 13 ay boyunca flaman olarak kullanabileceği bir metal tel yapmaya uğraştı. Sonunda 21 Ekim 1879′da özel yüksek voltajlı elektrik üreteçlerinden elde ettiği akımla çalışan karbon flamanlı elektrik ampulünü halka tanıttı. Üç yıl sonra New York sokakları bu lambalarla aydınlanacaktı.</span></span></span></p>
<p><span style="font-size:12pt;color:#3c6680;font-family:'Times New Roman';"><span style="font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;font-size:85%;color:#000000;">İki kez evlenerek altı çocuk sahibi olan Edison, 1931 yılında New Jersey’de hayata gözlerini yumdu.</span></span></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyografi.wordpress.com/9/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyografi.wordpress.com/9/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyografi.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyografi.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyografi.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyografi.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyografi.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyografi.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyografi.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyografi.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyografi.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyografi.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyografi.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyografi.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyografi.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyografi.wordpress.com/9/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=9&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/25/thomas-edison-1847-1931/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://bp1.blogger.com/_SF85yN6hCs4/RenUC83XAzI/AAAAAAAAAIw/YgThazCBEWw/s400/thomas_edison.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Fuzuli ( &#8230;. &#8211; 1556)</title>
		<link>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/01/fuzuli-1556/</link>
		<comments>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/01/fuzuli-1556/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Mar 2007 20:42:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://biyografi.wordpress.com/2007/03/01/fuzuli-1556/</guid>
		<description><![CDATA[Kimlik: Doğum Tarihi: 980 Ölüm Tarihi:1037 Doğum Yeri: Horasan/Erzurum/Türkiye Meslek: Şair Türk Divan şairi. Temelini bireysel duygu ve sevgide bulan bir şiir anlayışını geliştirmiştir. Gerçek adı Mehmed b. Süleyman&#8217;dır. Kerbelâ&#8217;da doğdu, doğum yılı kesinlikle bilinmiyorsa da, kimi kaynaklara göre 1480 dolaylarındadır. 1556&#8242;da Kerbelâ&#8217;da öldü. Yaşamı, özellikle gençlik dönemi ve öğrenimi konusunda yeterli bilgi yoktur. Şiirde [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=8&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bp1.blogger.com/_SF85yN6hCs4/Rec7P971CMI/AAAAAAAAAGs/HZ4H8ufrmrY/s1600-h/Fuzuli.gif"><img src="http://bp1.blogger.com/_SF85yN6hCs4/Rec7P971CMI/AAAAAAAAAGs/HZ4H8ufrmrY/s200/Fuzuli.gif" style="float:left;cursor:pointer;margin:0 10px 10px 0;" border="0" /></a><span style="font-weight:bold;font-family:trebuchet ms;">Kimlik:<br />
Doğum Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;"> 980</span><br />
<span style="font-weight:bold;">Ölüm Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;">1037<br />
Doğum Yeri: </span><span style="font-weight:bold;">Horasan/Erzurum/Türkiye</span><span style="font-weight:bold;"><br />
Meslek: </span><span style="font-weight:bold;">Şair</span><span id="more-8"></span></p>
<p style="text-align:justify;">Türk Divan şairi. Temelini bireysel duygu ve sevgide bulan bir şiir anlayışını geliştirmiştir. Gerçek adı Mehmed b. Süleyman&#8217;dır. Kerbelâ&#8217;da doğdu, doğum yılı kesinlikle bilinmiyorsa da, kimi kaynaklara göre 1480 dolaylarındadır. 1556&#8242;da Kerbelâ&#8217;da öldü. Yaşamı, özellikle gençlik dönemi ve öğrenimi konusunda yeterli bilgi yoktur. Şiirde &#8220;Fuzûlî&#8221; adını, kendi şiirlerinin başkalarınınkilerle, başkalarının şiirlerinin de kendisininkilerle karşılaştırılması için aldığını, böyle bir takma adı kimsenin beğenmeyeceğini düşündüğünden kullandığını, Farsça Divan&#8217;ının girişinde açıklar. Ama &#8220;işe yaramayan&#8221;, &#8220;gereksiz&#8221; gibi anlamlara gelen &#8220;fuzûlî&#8221; sözcüğünün başka bir anlamı da &#8220;erdem&#8221;dir. Onun bu iki kaşıt anlamdan yararlanmak amacını güttüğünü ileri sürenler de vardır. Fuzûlî&#8217;nin yaşamı konusunda bilgi veren kaynaklar birbirini tutmamakta, genellikle söylenceyle gerçeği ayırma olanağı bulunmamaktadır. Onunla ilgili güvenilir bilgiler, yapıtlarının incelenmesinden, kimi şiirlerinin açıklanışından kaynaklanmaktadır. Bunlardan anlaşıldığına göre Fuzûlî iyi bir öğrenim görmüş, özellikle İslam bilimleri, tasavvuf, İran edebiyatı konularında çalışmalar yapmıştır. Şiirlerinde görülen kavramlardan simya, gökbilim konularıyla ilgilendiği, İslam ülkelerinde pek yaygın olan ve gelecekteki olayları bildirmeyi amaçlayan &#8220;gizli bilimler&#8221;le ilişkili bulunduğu anlaşılmaktadır. İslam bilimleri içinde hadis, fıkıh, tefsir ve kelam üzerinde durduğu, gene yapıtlarında yer alan kavramların incelenmesinden ortaya çıkmaktadır. Türkçe, Arapça, Farsça divanlarında bulunan şiirleri, bu üç dili de çok iyi kullandığını, onların bütün inceliklerini kavradığını göstermektedir. Yapıtları incelendiğinde İran şairlerinden Hâfız, Türk şairlerinden de Nesîmî, Nevâî ve Necati&#8217;yi izlediği, onların şiir anlayışını, duygu ve düşüncelerini benimsediği görülür. İnanç bakımından Fuzûlî, Şii mezhebine bağlıdır. On iki İmam&#8217;a karşı derin bir sevgisi vardır. Bütün yaşamını Kerbelâ&#8217;da, Şiiler&#8217;ce kutsal sayılan topraklar üzerinde geçirmesi, aşağı yukarı bütün şiirlerinde tasavvuftan kaynaklanan bir sevgiyi, bir üzüntüyü işlemesi, Kerbelâ olayıyla ilgili ağıtları, Şeriat&#8217;ın katılığına karşı çıkışı bu nedenlerdir. Ancak Ali&#8217;ye bağlılığı, Ali&#8217;nin tanrısal bir varlık olduğu görüşünü savunan ve İslam ülkelerinde Galiye (aşırılık) diye nitelenen inançla ilgili değildir. Ona göre Ali erdemli, gönül bilgisiyle dolu, olgun, yetkin bir kişidir ve Peygamber&#8217;den sonra imam (halife) olması gereken kimsedir. Bu görüşü benimsemeye, İslam ülkelerinde, mufaddıla (erdeme bağlı olma) denir. Fuzûlî de bu erdemden yana olanlar arasındadır. Ona göre Ali erdem bakımından, bütün halifelerden ve Peygamber&#8217;in yakınlarından (sahabe) üstündür. Bu konudaki inancını Hadîkatü&#8217;s-Süedâ (&#8220;Mutluların Bahçesi&#8221;) adlı yapıtında bütün açıklığıyla ortaya koymuştur. Türkçe ve Farsça divanlarında Ali ve onun soyundan gelen imamlara bağlılığını konu edinen birçok şiir vardır. Bir aralık Bağdat&#8217;ı ele geçiren İsmail Safevi&#8217;ye yazdığı övgünün kaynağı da bu sevgidir. Fuzûlî&#8217;nin, geçimini Kerbelâ, Necef ve Bağdat&#8217;ta bulunan On İki İmam&#8217;la ilgili vakıfların gelirlerinden sağladığı Farsça Divan&#8217;ındaki &#8220;Dürr-i sadef-i sıdk cenâb-ı mütevelli&#8221; (Doğruluk sedefinin incisi yüce görevli) dizesiyle başlayan şiirden anlaşılmaktadır. Fuzûlî, yaşadığı dönemin geleneğine uyarak, Bağdat&#8217;ı ele geçiren Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman&#8217;a ve Rüstem Paşa, Mehmed Paşa, İbrahim Bey, Cafer Bey gibi devlet büyüklerine övgüler yazmıştır. Fuzûlî&#8217;nin bütün yaratıcı gücü, yaşam ve evren anlayışını, insanla ilgili düşüncelerini sergilediği şiirlerinde görülür. Ona göre şiirin özünü sevgi, temelini bilim oluşturur. &#8220;Bilimsiz şiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar da değersizdir&#8221; anlayışından yola çıkarak sevgiyi evrenin özünü kuran bir öğe diye anlar, bu nedenle &#8220;evrende ne varsa sevgidir, sevgi dışında kalan bilim bir dedikodudur&#8221; yargısına varır. Sevginin yanında, şiirin örgüsünü bütünlüğe kavuşturan ikinci öğe üzüntüdür, sevgiliye kavuşma özleminden, ondan ayrı kalıştan kaynaklanan üzüntü. Üzüntünün, ayrılık acısının, kavuşma özleminin odaklaştığı başlıca yapıtı Leylâ ile Mecnun&#8217;dur. Burada seven insan, bütün varlığıyla kendini sevdiği kimseye adamıştır, ancak sevilen kimsede yoğunlaşan sevgi tanrısal varlığı erek edinmiş derin bir özlem niteliğindedir. Sevilen insan bir araç, onun varlığında görünüş alanına çıkan Tanrı, tek erektir. Fuzûlî, bu konuda Yeni-Platonculuk&#8217;tan beslenen tasavvufun insan-tanrı anlayışına bağlı kalarak, varlık birliği görüşünü işlemiştir. Ona göre gerçek varlık Tanrı&#8217;dır, bütün nesneler ve onları kuşatan evren Tanrı&#8217;nın bir görünüş alanıdır. Bu nedenle yaratılış, tanrısal varlığın görünüş alanına çıkışı, bir ışık (nûr) olan &#8220;Tanrı özü&#8217;nden dışa taşmasıdır (sudûr); &#8220;Zihî zâtın nihân u ol nihandan mâsivâ peydâ&#8221; (Senin özün gizlidir, bu görünen evren o gizli özünden var olmuştur). Fuzûlî&#8217;nin anlayışına göre insan &#8220;seven bir varlık&#8221;tır, bu sevgi Tanrı ile insan arasındaki bağın özünü oluşturur, ayrıca insanın Tanrı&#8217;ya yaklaşmasını sağlar. Bu nedenle de yalnız insan sevebilir. Varlık türlerinin en yetkini, en olgunu olan insan Tanrı&#8217;nın gören gözü, konuşan dili, duyan kulağıdır. İnsanda Tanrı istenci dışında bir eylemi gerçekleştirme olanağı yoktur. İnsan biri gövde, öteki ruh olmak üzere iki ayrı özden kurulu bir varlıktır. Gövdenin toprak, yel (hava), od (ateş) ve su gibi dört oluşturucu öğesi vardır. Ruh ise tanrısaldır, gövdede, gene Tanrı buyruğuyla bir süre kaldıktan sonra, kaynağına, tanrısal evrene dönecektir, bu nedenle ölümsüzdür. İnsanın yeryüzünde yaşadığı sürece ruhunun kutsallığına yaraşır biçimde davranması, doğruluk, iyilik, erdem, güzellik gibi değerlerden ayrılmaması, özünü bilgiyle süslemesi gerekir. Fuzûlî, &#8220;maarif&#8221; adını verdiği gönül bilgisini kişinin özünü ışıklandırması için bir kaynak diye yorumlar, &#8220;ey güzel zâtın maârif birle tezyîn edegör&#8221; dizesiyle bu konudaki görüşünü açıklar. Onun ahlâkla ilgili görüşlerinin temelini kuran doğruluk, iyilik ve erdem gibi üç öğedir. Bu üç öğenin karşıtı baskı (zulm), ikiyüzlülük (riyâ) ve bilgisizliktir (cehl). &#8220;Selâm verdim rüşvet değildir deyu almadılar&#8221; diye başlayan Şikayet-nâme&#8217;sinde çağının yolsuzluklarını, ahlaka, İslâm dininin özüne aykırı davranışları sergilenirken, Türkçe Divan&#8217;ında da &#8220;zalimin zulm ile akçe toplayıp yardım edermiş gibi başkalarına dağıttığını, oysa cennete rüşvetle girilmeyeceği&#8221; anlamındaki dizelere geniş yer verir. Ona göre bu yeryüzü bir alışveriş yeridir, herkes elindekini ortaya döker. Bilgiyi seven erdem ve beceriyi, dünyayı seven de altını, gümüşü sergiler: Dehr bir bâzârdır her kim metâın arz eder Ehl-i dünya sîm ü zer ehl-i hüner fazl u kemal Fuzûlî, inanç konusunda da erdemin, doğruluğun, Kuran&#8217;ın özüne bağlı kalmanın gereğini savunur. Ona göre oruç, namaz, zekât gibi görevler gösteriş için değil, kişinin özünü kötülükten arındırmak, olgunlaştırmak içindir. Oysa içinde yaşanan çağın insanı İslâm dininin temel ilkelerini bir çıkar aracı olarak kullanmakta, gerçeğinden uzaklaştırmaktadır. Bu nedenle İslam&#8217;ın özünden ayrılmak istemeyen bir kimsenin uygulaması gereken yöntem &#8220;namaz ehline uyma, onlar ile durma oturma&#8221; biçiminde özetlenebilir. Fuzûlî&#8217;nin dili Azeri söyleyişidir, özellikle Nevâî ve Nesîmî&#8217;yi anımsatan bir nitelik taşır. Şiirde uyumu sağlayan öğe genellikle, sözcükler arasında ses benzerliğinden kaynaklanır. Aruz ölçüsüne uymayan Türkçe sözcüklerde görülen uzatma ve kısaltmalar Arapça ve Farsça sözcüklerle uyum içine girer. Dilde biri ses uyumu, öteki anlam olmak üzere iki temel öğe dizeler arasında, ses uyumuna dayanan bağlantıdır. Farsça&#8217;nın şiire daha yatkın bir dil olduğunu, Türkçe şiir söylemenin güçlüğünü ileri sürmesine karşılık, Türkçe şiirlerinde daha çok başarılı olmuştur. Hadikatü&#8217;s-Süedâ adlı yapıtında şiir söylemeye pek elverişle olmayan Türkçe&#8217;yi başarıyla kullanacağını, bu dili güçlü, elverişli bir şiir durumuna getireceğini ileri süren Fuzûlî&#8217;de halk dilinde geçen sözcükler, deyimler, atasözleri önemli bir yer tutar. Kimi şiirlerinde Kuran ve Hadisler&#8217;den alıntılarla dizenin anlamı güçlendirilir. Divan şiirinin bütün ölçülerini, biçimlerini kullanan Fuzûlî&#8217;nin yaratıcı gücü, düşünce derinliği, söyleyiş akıcılığı daha çok gazellerinde görülür. Kerbelâ olayıyla ilgili şiirlerinde üzüntüyü çok geniş boyutlar içinde ele alarak şiirinin bütününe yayar, inanan, seven insanı bir &#8220;acı çeken varlık&#8221; olarak gösterir. Bu tür şiirlerinde sevgi ve aşk birbirini bütünleyen iki öğe niteliğine bürünür. Leylâ ile Mecnun adlı yapıtında işlenen derin özlem, ayrılıktan duyulan acı, ağıt özelliği taşıyan şiirlerinde ölüm karşısında duyulan derin sarsıntıya dönüşür. Şiir, Fuzûlî için, düşünceleri, duyguları ortaya koymaya, insanı anlatmaya, kimi sorunları sergilemeye yarayan bir yaratıdır. Şiir, yalnız şiir olsun diye söylenmez, bir varlık görüşünü dile getirmeyi amaçlar. Şiiri oluşturan özlü ve anlamlı sözdür, söz ile kişi kendini ortaya koyar. Öte yandan söz bir yaratma öğesidir:&#8221;Bû ne sırdır kim eder her lahza yoktan vâr söz&#8221;. Söz, onu söyleyenle bağlantılıdır, onun bulunduğu bilgi ve duygu aşamasını, değer basamağını gösterir. Artıran söz kadrini sıdk ile kadrin artırır Kim ne mikdâr olsa ehlin eyler ol mikdâr söz Dizelerinde sergilenen düşünceye göre sözün değerini artıran kendi değerini artırır, kişinin kendi neyse söylediği sözle açığa vurduğu da odur. Söz kişinin aynasıdır. Fuzûlî, kendinden sonra gelen Türk Divan şairleri arasında Bâkî, Ruhî, Nâilâ, Neşâti, Nedim ve Şeyh Galib gibi sevgiyi şiirlerinin odağı durumuna getiren şairleri etkilemiştir. Öte yandan kimi Alevi ozanlarca da bir &#8220;inanç ulusu&#8221; olarak benimsenmiş, saygı görmüştür.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyografi.wordpress.com/8/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyografi.wordpress.com/8/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyografi.wordpress.com/8/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyografi.wordpress.com/8/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyografi.wordpress.com/8/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyografi.wordpress.com/8/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyografi.wordpress.com/8/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyografi.wordpress.com/8/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyografi.wordpress.com/8/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyografi.wordpress.com/8/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyografi.wordpress.com/8/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyografi.wordpress.com/8/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyografi.wordpress.com/8/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyografi.wordpress.com/8/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyografi.wordpress.com/8/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyografi.wordpress.com/8/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=8&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/01/fuzuli-1556/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://bp1.blogger.com/_SF85yN6hCs4/Rec7P971CMI/AAAAAAAAAGs/HZ4H8ufrmrY/s200/Fuzuli.gif" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>İbn-i Sina (980 &#8211; 1037)</title>
		<link>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/01/ibn-i-sina-980-1037/</link>
		<comments>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/01/ibn-i-sina-980-1037/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Mar 2007 20:30:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://biyografi.wordpress.com/2007/03/01/ibn-i-sina-980-1037/</guid>
		<description><![CDATA[Kimlik: Doğum Tarihi: 980 Ölüm Tarihi:1037 Doğum Yeri: Horasan/Erzurum/Türkiye Meslek: Felsefe, Tıp, Kimya, Fizik, Matematik, Astronomi Felsefe, matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik gibi bilgi ve becerinin çeşitli alanlarında seçkinleşmiş olan, İbn-i Sinâ (980-1037), matematik alanında matematiksel terimlerin tanımları; astronomi alanında ise duyarlı gözlemlerin yapılması konularıyla ilgilenmiştir.Astroloji ve simyaya itibar etmemiş, Dönüşüm Kuramı&#8217;nın doğru [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=7&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bp2.blogger.com/_SF85yN6hCs4/Rec4TN71CLI/AAAAAAAAAGg/DlFBGCuEMq0/s1600-h/ibni_sina.jpg"><img src="http://bp2.blogger.com/_SF85yN6hCs4/Rec4TN71CLI/AAAAAAAAAGg/DlFBGCuEMq0/s320/ibni_sina.jpg" style="float:left;cursor:pointer;margin:0 10px 10px 0;" border="0" /></a><span style="font-weight:bold;font-family:trebuchet ms;">Kimlik:<br />
Doğum Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;"> 980</span><br />
<span style="font-weight:bold;">Ölüm Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;">1037<br />
Doğum Yeri: </span><span style="font-weight:bold;">Horasan/Erzurum/Türkiye</span><span style="font-weight:bold;"><br />
Meslek: </span><span style="font-weight:bold;">Felsefe, Tıp, Kimya, Fizik, Matematik, Astronomi</span></p>
<p style="text-align:justify;">Felsefe, matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik gibi bilgi ve becerinin çeşitli alanlarında seçkinleşmiş olan, İbn-i Sinâ (980-1037), matematik alanında matematiksel terimlerin tanımları; astronomi alanında ise duyarlı gözlemlerin yapılması konularıyla ilgilenmiştir.<span id="more-7"></span>Astroloji ve simyaya itibar etmemiş, Dönüşüm Kuramı&#8217;nın doğru olup olmadığını yapmış olduğu deneylerle araştırmış ve doğru olmadığı sonucuna ulaşmıştır. İbn-i Sinâ&#8217;ya göre, her element sadece kendisine özgü niteliklere sahiptir ve dolayısıyla daha değersiz metallerden altın ve gümüş gibi daha değerli metallerin elde edilmesi mümkün değildir.<br />
<!--begin kitapyurdu Satış link--><br />
<a href="http://www.kitapyurdu.com/default.asp?AID=22419" target="_blank"><img src="http://affiliate.kitapyurdu.com/affiliatepic.asp?type=1" border="0" alt="internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz." align="left" /></a><br />
<!--end www.kitapyurdu.com link--><br />
İbn-i Sinâ, mekanikle de ilgilenmiş ve bazı yönlerden Aristoteles&#8217;in hareket anlayışını eleştirmiştir. Aristoteles, cismi hareket ettiren kuvvet ile cisim arasındaki temas ortadan kalktığında, cismin hareketini sürdürmesini sağlayan etmenin ortam, yani hava olduğunu söylüyor ve havaya, biri cisme direnme ve diğeri cismi taşıma olmak üzere birbiriyle bağdaşmayacak iki görev yüklüyordu.</p>
<p>İbn-i Sinâ, bu çelişik durumu görmüş, yapmış olduğu gözlemler sırasında hava ile rüzgârın güçlerini karşılaştırmış ve Aristoteles&#8217;in haklı olabilmesi için havanın şiddetinin rüzgârın şiddetinden daha fazla olması gerektiği sonucuna varmıştır. Oysa bir ağacın yakınından geçen bir ok, ağaca değmediği sürece, ağaçta ve yapraklarında en ufak bir kıpırdanma yaratmazken, rüzgâr, ağaçları sallamakta ve hatta kökünden kopartabilmektedir; öyleyse havanın şiddeti, cisimleri taşımaya yeterli değildir.</p>
<p>İbn-i Sinâ, her şeyden önce bir hekimdir ve bu alandaki çalışmalarıyla tanınmıştır. Tıpla ilgili birçok eser kaleme almıştır; bunlar arasında özellikle kalp-damar sistemi ile ilgili olanlar dikkat çekmektedir. Ancak, İbn-i Sinâ dendiğinde, onun adıyla özdeşleşmiş ve Batı ülkelerinde 16. yüzyılın ve Doğu ülkelerinde ise 19. yüzyılın başlarına kadar okunmuş ve kullanılmış olan &#8220;el-Kânûn fî&#8217;t-Tıb&#8221; (Tıp Kanunu) adlı eseri akla gelir.</p>
<p>Beş kitaptan oluşan bu ansiklopedik eserin birinci kitabı, anatomi ve koruyucu hekimlik, ikinci kitabı basit ilaçlar, üçüncü kitabı patoloji, dördüncü kitabı ilaçlarla ve cerrahi yöntemlerle tedavi ve beşinci kitabı ise çeşitli ilaç terkipleriyle ilgili ayrıntılı bilgiler vermektedir.</p>
<p>İbn-i Sinâ&#8217;nın söz konusu eseri incelendiğinde, konuları sistematik bir biçimde incelediği görülür. Tarihte ilk defa, tıp ve cerrahiyi iki ayrı disiplin olarak değerlendiren İbn-i Sinâ, cerrahi tedavinin sağlıklı olarak yürütülebilmesi için anatominin önemini özellikle vurgulamıştır. Hayati tehlikenin çok yüksek olmasından ötürü pek gözde olmayan cerrahi tedavi ile ilgili örnekler vermiş ve ameliyatlarda kullanılmak üzere bazı aletler önermiştir.</p>
<p>Gözle de ilgilenmiş olan İbn-i Sinâ, döneminin seçkin fizikçilerinden İbn-i Heysem gibi, Göz-Işın Kuramı&#8217;nı savunmuş ve üst göz kapağının dışa dönmesi, sürekli beyaz renge veya kara bakmaktan meydana gelen kar körlüğü gibi daha önce söz konusu edilmemiş hastalıklar hakkında da ayrıntılı açıklamalarda bulunmuştur.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyografi.wordpress.com/7/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyografi.wordpress.com/7/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyografi.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyografi.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyografi.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyografi.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyografi.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyografi.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyografi.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyografi.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyografi.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyografi.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyografi.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyografi.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyografi.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyografi.wordpress.com/7/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=7&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/01/ibn-i-sina-980-1037/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://bp2.blogger.com/_SF85yN6hCs4/Rec4TN71CLI/AAAAAAAAAGg/DlFBGCuEMq0/s320/ibni_sina.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://affiliate.kitapyurdu.com/affiliatepic.asp?type=1" medium="image">
			<media:title type="html">internet kitapçınız kitapyurdu.com&#039;dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Biruni (973 &#8211; 1051)</title>
		<link>http://biyografi.wordpress.com/2007/02/26/biruni-973-1051/</link>
		<comments>http://biyografi.wordpress.com/2007/02/26/biruni-973-1051/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Feb 2007 21:57:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alimler]]></category>
		<category><![CDATA[Astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefeciler]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://biyografi.wordpress.com/2007/02/26/biruni-973-1051/</guid>
		<description><![CDATA[Kimlik: Doğum Tarihi: 973 Ölüm Tarihi:1051 Doğum Yeri: Türkiye Meslek: Matematik, Astronomi Biruni (973 &#8211; 1051) hastalıkları tedavi konusunda değerli bir uzmandı. Yunan ve Hint tıbbını incelemiş, Sultan Mes’ud’un gözünü tedavi etmişti. Otların hangisinin hangi derde deva ve şifa olduğunu çok iyi bilirdi. Eczacılıkla doktorluğun sınırlarını çizmiş, ilaçların yan etkilerinden bahsetmiştir. Bîrûnî, Cebir, Geometri ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=5&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bp1.blogger.com/_SF85yN6hCs4/ReNAa8gJy6I/AAAAAAAAAD4/IosW1Pi3L8E/s200/pro_biruni_kucuk.jpg"><img src="http://bp1.blogger.com/_SF85yN6hCs4/ReNAa8gJy6I/AAAAAAAAAD4/IosW1Pi3L8E/s200/pro_biruni_kucuk.jpg" style="float:left;cursor:pointer;width:109px;height:190px;margin:0 10px 10px 0;" border="0" /></a><span style="font-weight:bold;font-family:trebuchet ms;">Kimlik:<br />
Doğum Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;"> 973</span><br />
<span style="font-weight:bold;">Ölüm Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;">1051<br />
Doğum Yeri: </span><span style="font-weight:bold;">Türkiye</span><span style="font-weight:bold;"><br />
Meslek: Matematik, Astronomi</span></p>
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:justify;">Biruni (973 &#8211; 1051) hastalıkları tedavi konusunda değerli bir uzmandı. Yunan ve Hint tıbbını incelemiş, Sultan Mes’ud’un gözünü tedavi etmişti. Otların hangisinin hangi derde deva ve şifa olduğunu çok iyi bilirdi. Eczacılıkla doktorluğun sınırlarını çizmiş, ilaçların yan etkilerinden bahsetmiştir.<span id="more-5"></span></p>
<p style="text-align:justify;">Bîrûnî, Cebir, Geometri ve Coğrafya konularında bile o konuyla ilgili bir âyet zikretmiş, âyette bahsi geçen konunun yorumlarını yapmış, ilimle dini birleştirmiş, fennî ilimlerle ilahî bilgilere daha iyi nüfuz edileceğini söylemiş, ilim öğrenmekten kastın hakkı ve hakikatı bulmak olduğunu dile getirmiş ve “Anlattıklarım arasında gerçek dışı olanlar varsa Allah’a tevbe ederim. Razı olacağı şeylere sarılmak hususunda Allah’tan yardım dilerim. Bâtıl Şeylerden korunmak için de Allah’tan hidayet isterim. İyilik O’nun elindedir!” demiştir.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong><span> Hayatı</span></strong></p>
<p style="text-align:justify;">Yaşadığı çağa damgasını vurup “Biruni Asrı” denmesine sebep olan zekâ harikası bilgin 973 yılında Harizm’in merkezi Kâs’ta doğdu. Esas adı Ebû Reyhan b. Muhammed’dir. Küçük yaşta babasını kaybetti. Annesi onu zor şartlarda, odunsatarak büyüttü. Daha çocuk yaşta araştırmacı bir ruha sahipti. Birçok kOnuyu öğrenmek için çılgınca hırs gösteriyordu. Tahsil çağına girdiğinde Hârizmşahların himayesine alındı ve saray terbiyesiyle yetişmesine özen gösterildi. Bu aileden bilhassa Mansur, Bîrûnî’nin en iyi bir eğitim alması için her imkânı sağladı.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Bu arada İbni Irak ve Abdüssamed b. Hakîm’den de dersler alan bilginimizin öğrenimi uzun sürmedi, daha çok özel çabalarıyla kendisini yetiştirdi. Araştırmacı ruhu, öğrenme hırsı ve sönmeyen azmiyle birleşince 17 yaşında eser vermeye başladı. Fakat Me’mûnîlerin Kâs’ı alıp Hârizmşahları tarihten silmeleriyle Bîrûnî’nin huzuru kaçtı, sıkıntılar başladı ve Kâs’ı terketmek zorunda kaldı. Ancak iki yıl sonra tekrar döndüğünde ünlü bilgin Ebü’lVefâ ile buluşup rasat çalışmaları yaptı.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Daha sonra hükümdar Ebü’lAbbas, sarayında Bîrûnî’ye bir daire tahsisedip, müşavir ve vezir olarak görevlendirdi. Bu durum, hükümdarların ilme duydukları derin saygının göstergesi, bilginimizin de devlet başkanları yanındaki yüksek itibarının belgesiydi.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Gazneli Mahmud Hindistan’ı alınca hocalarıyla Bîrûnî’yi de oraya götürdü. Zira onun yanında da itibarı çok yüksekti. “Bîrûnî, sarayımızın en değerli hazinesidir’derdi. Bu yüzden tedbirli hünkâr, liyakatını bildiği Bîrûnî’yi Hazine Genel Müdürlüğü’ne tayin etti. O da orada Hint dil ve kültürünü bütünüyle inceledi. Üstün dehasıyla kısa sürede Hintli bilginler üzerinde şaşkınlık ve hayranlık uyandırdı. Kendisine sağlanan siyasî ve ilmî araştırmalarına devam etti. Bi<a href="http://bp0.blogger.com/_SF85yN6hCs4/ReNBOsgJy7I/AAAAAAAAAEA/676VGiQLAFU/s1600-h/180px-Issued_by_Turkey_in_1973.jpg"><img src="http://bp0.blogger.com/_SF85yN6hCs4/ReNBOsgJy7I/AAAAAAAAAEA/676VGiQLAFU/s200/180px-Issued_by_Turkey_in_1973.jpg" style="float:right;cursor:pointer;width:125px;height:167px;margin:0 0 10px 10px;" border="0" /></a>r devre adını veren, çağını aşan ilmî hayatının zirvesine erişti. Sultan Mes’ud, kendisine ithaf ettiği Kanunu Mes’ûdî adlı eseri için Bîrûnî’ye bir fil yükü gümüş para vermişse de o, bu hediyeyi almadı.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Son eseri olan Kitabü’sSaydele fi’t Tıb’bı yazdığında 80 yaşını geçmişti. Üstad diye saygıyla yâd edilen yalnız İslâm âleminin değil, tüm dünyada çağının en büyük bilgini olan Bîrûnî, 1051 yılında Gazne’de hayata gözlerini yumdu.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;"><strong><span> Kişiliği</span></strong></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Bîrûnî, “Elinden kalem düşmeyen, gözü kitaptan ayrılmayan, iman dolu kalbi tefekkürden dûr olmayan, benzeri her asırda görülmeyen bilginler bilgini bir dâhiydi. Arapça, Farsça, Ibrânîce, Rumca, Süryânice, Yunanca ve Çinçe gibi daha birçok lisan biliyordu. Matematik, Astronomi, Geometri, Fizik, Kimya, Tıp, Eczacılık, Tarih, Coğrafya, Filoloji, Etnoloji, Jeoloji, Dinler ve Mezhepler Tarihi gibi 30 kadar ilim dalında çalışmalar yaptı, eserler verdi.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Onun tabiat ilimleriyle yakından ilgilenmesi, Allah’ın kevnî âyetlerini anlamak, kâinatın yapı ve düzeninden Allah’a ulaşmak, Onu yüceltmek gâyesine yönelikti. Eserlerinde çok defa Kur ân âyetlerine başvurur, onların çeşitli ilimler açısından yorumlanmasını amaçlardı. Kurân’ın belâğat ve i’cazına olan hayranlığını her vesileyle dile getirdi. İlmî kaynaklara dayanma, deney ve tecrübeyle ispat etme şartını ilk defa o ileri sürdü.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">İbni Sinâ’yla yaptığı karşılıklı yazışmalarındaki ilmî metod ve yorumları, günümüzde yazılmış gibi tazeliğini halen korumaktadır. Tahkîk ve Kanûnı Mes’ûdî adlı eserleriyle trigonometri konusunda bugünkü ilmî seviyeye tâ o günden, ulaştıgı açıkça görülür. Bu eser astronomi alanında zengin ve ciddî bir araştırma âbidesi olarak tarihe mal olmuştur. İlmiyle dine hizmetten mutluluk duymaktadır.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Gazne’de kıbleyi tam olarak tespit etmesi ve kıblenin tayini için geliştirdiği matematik yöntemi dolayısıyla kıyamet günü Rabb’inden sevap ummaktadır. Ayın, güneşin ve dünyanın hareketleri, güneş tutulması anında ulaşan hadiseler üzerine verdiği bilgi ve yaptığı rasatlarda, çağdaş tespitlere uygun neticeler elde etti. Bu çalışmalarıyla yer ölçüsü ilminin temellerini sekiz asır önce attı. Israrlı çabaları sonunda yerin çapını ölçmeyi başardı. Dünyanın çapının ölçülmesiyle ilgili görüşü, günümüz matematik ölçülerine tıpatıp uymaktadır. Avrupa’da buna BÎRÛNI KURALI denmektedir.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Newton ve Fransız Piscard yaptıkları hesaplama sonucu ekvatoru 25.000 mil olarak bulmuşlardır. Halbuki bu ölçüyü Bîrûnî, onlardan tam 700 yıl önce Pakistan’da bulmuştu. O çağda Batılılardan ne kadar da ilerideymişiz.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Biruni, hastalıkları tedavi konusunda değerli bir uzmandı. Yunan ve Hint tıbbını incelemiş, Sultan Mes’ud’un gözünü tedavi etmişti. Otların hangisinin hangi derde deva ve şifa olduğunu çok iyi bilirdi. Eczacılıkla doktorluğun sınırlarını çizmiş, ilaçların yan etkilerinden bahsetmiştir.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Daha o çağda Ümit Burnu’nun varlığından söz etmiş, Kuzey Asya ve Kuzey Avrupa’dan geniş bilgiler vermişti. Christof Coloumb’dan beş asır önce Amerika kıtasından, Japonya’nın varlığından ilk defa sözeden O’dur.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Dünyanın yuvarlak ve dönmekte olduğunu, yerçekimin varlığını Newton’dan asırlarca önce ortaya koydu. Henüz çağımızda sözü edilebilen karaların kuzeye doğru kayma fikrini 9.5 asır önce dile getirdi.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Botanikle ilgilendi, geometriyi botaniğe uyguladı. Bitki ve hayvanlarda üreme konularına eğildi. Kuşlarla ilgili çok orjinal tespitler yaptı. Tarihle ilgilendi. Gazneli Mahmud, Sebüktekin ve Harzem’in tarihlerini yazdı. Bîrûnî, ayrıca dinler tarihi konusuna eğildi, ona birçok yenilik getirdi. Çağından dokuz asır sonra ancak ayrı bir ilim haline gelebilen Mukayeseli Dinler Tarihi, kurucusu sayılan Bîrûnî’ye çok şey borçludur.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Bîrûnî, felsefeyle de ilgilendi. Ama felsefenin dumanlı havasında boğulup kalmadı. Meseleleri doğrudan Allah’a dayandırdı. Tabiat olaylarından sözederken, onlardaki hikmetin sahibini gösterdi. Eşyaya ve cisimlere takılıp kalmadı.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Bîrûnî, Cebir, Geometri ve Cografya konularında bile o konuyla ilgili bir âyet zikretmiş, âyette bahsi geçen konunun yorumlarını yapmış, ilimle dini birleştirmiş, fennî ilimlerle ilahî bilgilere daha iyi nüfuz edileceğini söylemiş, ilim öğrenmekten kastın hakkı ve hakikatı bulmak olduğunu dile getirmiş ve “Anlattıklarım arasında gerçek dışı olanlar varsa Allah’a tövbe ederim. Razı olacağı şeylere sarılmak hususunda Allah’tan yardım dilerim. Bâtıl şeylerden korunmak için de Allah’tan hidayet isterim. İyilik O’nun elindedir!” demiştir.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Eserleri halen Batı bilim dünyasında kaynak eser olarak kullanılmaktadır. Türk Tarih Kurumu 68. sayısını Bîrûnî’ye Armağan adıyla bilginimize tahsis etti. Dünyanın çeşitli ülkelerinde Bîrûnî’yi anmak için sempozyumlar, kongreler düzenlendi, pullar bastırıldı. UNESCO’nun 25 dilde çıkardığı Conrier Dergisi 1974 Haziran sayısını Bîrûnî’ye ayırdı. Kapak fotoğrafının altına, “1000 yıl önce Orta Asya’da yaşayan evrensel dehâ Bîrûnî; Astronom, Tarihçi, Botanikçi, Eczacılık uzmanı Jeolog, Şair, Mütefekkir, Matematikçi, Coğrafyacı ve Hümanist” diye yazılarak tanıtıldı.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;"><strong><span> Eserleri</span></strong></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Biruni, toplam <strong>180</strong> kadar eser kaleme aldı. En meşhurları şunlardır:</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:left;"><strong>1. </strong>EIAsâr’il Bâkiye an’il Kurûni’I Hâliye: (Boş geçen asırlardan kalan eserler.)<br />
<strong>2. </strong>EI Kanûn’ül Mes’ûdî; En büyük eseridir. Astronomiden coğrafyaya kadar birçok konuda yenilik, keşif ve buluşları içine alır.<br />
<strong>3. </strong>Kitab’üt Tahkîk Mâli’I Hind: Hind Tarihi, dini, ilmi ve coğrafyası hakkında geniş bilgi verir.<br />
<strong>4. </strong>Tahdîd’ü Nihâyeti’l Emâkinli Tashîhi Mesâfet’il Mesâkin: Meskenler arasındaki mesafeyi düzeltmek için mekânların sonunu sınırlama. Bu eseriyle Bîrûnî, yepyeni bir ilim dalı olan Jeodezi’nin temelini atmış, ilk harcını koymuştu.<br />
<strong>5. </strong>Kitabü’I Cemâhirfî Ma’rifeti Cevâhir: Cevherlerin bilinmesine dair kitap.<br />
<strong>6. </strong>Kitabü’t Tefhimfî Evâili Sıbaâti’t Tencim: Yıldızlar İlmine Giriş.<br />
<strong>7. </strong>Kitâbü’s Saydelefî Tıp: Eczacılık Kitabı. İlaçların, şifalı otların adlarını altı dildeki karşılıklarıyla yazmış.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyografi.wordpress.com/5/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyografi.wordpress.com/5/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyografi.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyografi.wordpress.com/5/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyografi.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyografi.wordpress.com/5/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyografi.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyografi.wordpress.com/5/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyografi.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyografi.wordpress.com/5/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyografi.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyografi.wordpress.com/5/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyografi.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyografi.wordpress.com/5/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyografi.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyografi.wordpress.com/5/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=5&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyografi.wordpress.com/2007/02/26/biruni-973-1051/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>18</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://bp1.blogger.com/_SF85yN6hCs4/ReNAa8gJy6I/AAAAAAAAAD4/IosW1Pi3L8E/s200/pro_biruni_kucuk.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://bp0.blogger.com/_SF85yN6hCs4/ReNBOsgJy7I/AAAAAAAAAEA/676VGiQLAFU/s200/180px-Issued_by_Turkey_in_1973.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Ali Kuşçu</title>
		<link>http://biyografi.wordpress.com/2007/02/26/ali-kuscu/</link>
		<comments>http://biyografi.wordpress.com/2007/02/26/ali-kuscu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Feb 2007 21:47:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[Matematik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://biyografi.wordpress.com/2007/02/26/ali-kuscu/</guid>
		<description><![CDATA[Kimlik: Doğum Tarihi: &#8230;. Ölüm Tarihi:1474 Doğum Yeri: Semerkand Meslek: Matematik, Astronomi Onbeşinci yüzyılda yaşamış olan önemli bir astronomi ve matematik bilginidir. Babası Timur’un (1369-1405) torunu olan Uluğ Bey’in doğancıbaşısı idi. “Kuşçu” lâkabı buradan gelmektedir. Ali Kuşçu, Semerkand’da doğmuş ve burada yetişmiştir. Burada bulunduğu sıralarda, Uluğ Bey de dahil olmak üzere, Kadızâde-i Rûmî (1337-1420) ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=6&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bp1.blogger.com/_SF85yN6hCs4/ReNWx8gJzCI/AAAAAAAAAFQ/8BYhkUt1bUM/s1600-h/Alikuscu.jpg"><img src="http://bp1.blogger.com/_SF85yN6hCs4/ReNWx8gJzCI/AAAAAAAAAFQ/8BYhkUt1bUM/s320/Alikuscu.jpg" style="float:left;cursor:pointer;width:139px;height:190px;margin:0 10px 10px 0;" border="0" /></a><span style="font-weight:bold;font-family:trebuchet ms;">Kimlik:<br />
Doğum Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;"> &#8230;.</span><br />
<span style="font-weight:bold;">Ölüm Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;">1474<br />
Doğum Yeri: </span><span style="font-weight:bold;">Semerkand</span><span style="font-weight:bold;"><br />
Meslek: Matematik, Astronomi</span></p>
<p style="text-align:justify;">Onbeşinci yüzyılda yaşamış olan önemli bir astronomi ve matematik bilginidir. Babası Timur’un (1369-1405) torunu olan Uluğ Bey’in doğancıbaşısı idi. “Kuşçu” lâkabı buradan gelmektedir.<span id="more-6"></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span class="text-ae">Ali Kuşçu, Semerkand’da doğmuş ve burada yetişmiştir. Burada bulunduğu sıralarda, Uluğ Bey de dahil olmak üzere, Kadızâde-i Rûmî (1337-1420) ve Gıyâsüddin Cemşid el-Kâşî (?-1429) gibi dönemin önemli bilim adamlarından matematik ve astronomi dersleri almıştır. Ali Kuşçu bir aralık, öğrenimini tamamlamak amacı ile, Uluğ Bey’den habersiz Kirman’a gitmiş ve orada yazdığı Hall el-Eşkâl el-Kamer adlı risalesi ile geri dönmüştür. Dönüşünde risaleyi Uluğ Bey’e armağan etmiş ve Ali Kuşçu’nun kendisinden izin almadan Kirman’a gitmesine kızan Uluğ Bey, risaleyi okuduktan sonra onu takdir etmiştir.</span></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Ali Kuşçu, Semerkand’a dönüşünden sonra, Semerkand Gözlemevi’nin müdürü olan Kadızâde-i Rûmî’nin ölümü üzerine gözlemevinin başına geçmiş ve Uluğ Bey Zîci’nin tamamlanmasına yardımcı olmuştur. Ancak, Uluğ Bey’in ölümü üzerine Ali Kuşçu Semerkand’dan ayrılmış ve Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın yanına gitmiştir. Daha sonra Uzun Hasan tarafından, Osmanlılar ile Akkoyunlular arasında barışı sağlamak amacı ile Fatih’e elçi olarak gönderilmiştir.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Bir kültür merkezi oluşturmanın şartlarından birinin de bilim adamlarını biraraya toplamak olduğunu bilen Fatih, Ali Kuşçu’ya İstanbul’da kalmasını ve medresede ders vermesini teklif eder. Ali Kuşçu, bunun üzerine, Tebriz’e dönerek elçilik görevini tamamlar ve tekrar İstanbul’a geri döner. İstanbul’a dönüşünde Ali Kuşçu, Fatih tarafından görevlendirilen bir heyet tarafından sınırda karşılanır. Kendisi için ayrıca karşılama töreni yapılır. Ali Kuşçu’yu karşılayanlar arasında, zamanın ulemâsı İstanbul kadısı Hocazâde Müslihü’d-Din Mustafa ve diğer bilim adamları da vardır. İstanbul’a gelen Ali Kuşçu’ya 200 altın maaş bağlanır ve Ayasofya’ya müderris olarak atanır. Ali Kuşçu, burada Fatih Külliyesi’nin programlarını hazırlamış, astronomi ve matematik dersleri vermiştir. Ayrıca İstanbul’un enlem ve boylamını ölçmüş ve çeşitli Güneş saatleri de yapmıştır. Ali Kuşçu’nun medreselerde matematik derslerinin okutulmasında önemli rolü olmuştur. Verdiği dersler olağanüstü rağbet görmüş ve önemli bilim adamları tarafında da izlenmiştir. Ayrıca dönemin matematikçilerinden Sinan Paşa da öğrencilerinden Molla Lütfi aracılığı ile Ali Kuşçu’nun derslerini takip etmiştir. Nitekim etkisi onaltıncı yüzyılda ürünlerini verecektir.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Ali Kuşçu’nun astronomi ve matematik alanında yazmış olduğu iki önemli eseri vardır. Bunlardan birisi, Otlukbeli Savaşı sırasında bitirilip zaferden sonra Fatih’e sunulduğu için Fethiye adı verilen astronomi kitabıdır. Eser üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde gezegenlerin küreleri ele alınmakta ve gezegenlerin hareketlerinden bahsedilmektedir. İkinci bölüm Yer’in şekli ve yedi iklim üzerinedir. Son bölümde ise Ali Kuşçu, Yer’e ilişkin ölçüleri ve gezegenlerin uzaklıklarını vermektedir. Döneminde hayli etkin olmuş olan bu astronomi eseri küçük bir elkitabı niteliğindedir ve yeni bulgular ortaya koymaktan çok, medreselerde astronomi öğretimi için yazılmıştır. Ali Kuşçu’nun diğer önemli eseri ise, Fatih’in adına atfen Muhammediye adını verdiği matematik kitabıdır.</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;" class="text4"><strong>Eserleri</strong></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;" class="text3"> Ali Kuşcu’nun özellikle, matematik ve astronomi ile ilgili eserleri, gerçek ilmi kişiliğini ortaya koymaktadır. Bu eserlerinin adları şunlardır;</p>
<ul>
<li>  Risale-i fi’l Hey’e (Astronomi Risalesi)</li>
</ul>
<ul>
<li>  Risale-i fi’l Fehiye (Fetih Risalesi)</li>
</ul>
<ul>
<li>  Risale-i Hisap (Aritmetik Risalesi)</li>
</ul>
<ul>
<li>  Risale-i Muhammediye (Cebir ve Hesap konularından bahseder)</li>
</ul>
<ul>
<li>  Tecrid’ül Kelam (Sözün Tecridi)</li>
</ul>
<ul>
<li>  Risale-i Adu diye Unkud-üz zvehir fi Man-ül Cevahir (Mücevherlerin Dizilmesinde Görülen Salkım) Vaaz İstiarad.</li>
</ul>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyografi.wordpress.com/6/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyografi.wordpress.com/6/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyografi.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyografi.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyografi.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyografi.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyografi.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyografi.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyografi.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyografi.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyografi.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyografi.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyografi.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyografi.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyografi.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyografi.wordpress.com/6/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=6&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyografi.wordpress.com/2007/02/26/ali-kuscu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://bp1.blogger.com/_SF85yN6hCs4/ReNWx8gJzCI/AAAAAAAAAFQ/8BYhkUt1bUM/s320/Alikuscu.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Mehmet Akif Ersoy</title>
		<link>http://biyografi.wordpress.com/2006/04/08/mehmet-akif-ersoy/</link>
		<comments>http://biyografi.wordpress.com/2006/04/08/mehmet-akif-ersoy/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Apr 2006 08:30:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Veteriner]]></category>
		<category><![CDATA[Şair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://biyografi.wordpress.com/2006/04/08/mehmet-akif-ersoy/</guid>
		<description><![CDATA[Kimlik: Doğum Tarihi:1873 Ölüm Tarihi:27.Aralık.1936 Doğum Yeri: İstanbul/Türkiye Meslek: Şair,Veteriner Türk, şair. İstiklal Marşı&#8217;nı yazmış, günlük konuşma dilinin şiirle kaynaşmasını sağlayarak halkçı bir nazmın doğuşuna ön ayak olmuştur. İstanbul&#8217;da doğdu, 27 Aralık 1936&#8242;da aynı kentte öldü. Bir medrese hocası olan babası doğumuna ebced hesabıyla tarih düşerek ona &#8220;Rağıyf&#8221; adını vermiş, ancak bu yapma kelime anlaşılmadığı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=3&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2699/2235/1600/mehmetakif.jpg"><img src="http://photos1.blogger.com/blogger/2699/2235/320/mehmetakif.jpg" style="float:left;cursor:pointer;margin:0 10px 10px 0;" border="0" /></a><span style="font-weight:bold;font-family:trebuchet ms;">Kimlik:<br />
Doğum Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;">1873 </span><br />
<span style="font-weight:bold;">Ölüm Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;">27.Aralık.1936<br />
Doğum Yeri: </span><span style="font-weight:bold;">İstanbul/Türkiye</span><span style="font-weight:bold;"><br />
Meslek: Şair,Veteriner</span></p>
<p><span id="more-3"></span></p>
<p style="text-align:justify;">Türk, şair. İstiklal Marşı&#8217;nı yazmış, günlük konuşma dilinin şiirle kaynaşmasını sağlayarak halkçı bir nazmın doğuşuna ön ayak olmuştur. İstanbul&#8217;da doğdu, 27 Aralık 1936&#8242;da aynı kentte öldü. Bir medrese hocası olan babası doğumuna ebced hesabıyla tarih düşerek ona &#8220;Rağıyf&#8221; adını vermiş, ancak bu yapma kelime anlaşılmadığı için çevresi onu &#8220;Âkif&#8221; diye çağırmıştır. Babası Arnavutluk&#8217;un Şuşise köyündendir, annesi ise aslen Buharalı&#8217;dır.Mehmed Âkif ilköğrenimine Fatih&#8217;te Emir Buharî mahalle mektebinde başladı. Maarif Nezareti&#8217;ne bağlı iptidaîyi ve Fatih Merkez Rüştiyesi&#8217;ni bitirdi. Bunun yanı sıra Arapça ve İslami bilgiler alanında babası tarafından yetiştirildi. Rüştiye&#8217;de &#8220;hürriyetçi&#8221; öğretmenlerinden etkilendi. Fatih camii&#8217;nde İran edebiyatının klasik yapıtlarını okutan Esad Dede&#8217;nin derslerini izledi. Türkçe, Arapça, Farsça, veFransızca bilgisiyle dikkati çekti. Mekteb-i Mülkiye&#8217;nin idadi (lise) bölümünde okurken şiirle uğraştı. Edebiyat hocası İsmail Safa&#8217;nın izinden giderek yazdığı mesnevileri şair Hersekli Arif Hikmet Bey övgüyle karşıladı. Babasının ölümü ve evlerinin yanması üzerine mezunlarına memuriyet verilen bir yüksek okul seçmek zorunda kaldı.</p>
<p>1889&#8242;da girdiği Mülkiye Baytar Mektebi&#8217;ni 1893&#8242;te birincilikle bitirdi. Ziraat Nezareti (Tarım Bakanlığı) emrinde geçen yirmi yıllık memuriyeti sırasında veteriner olarak dolaştığı Rumeli, Anadolu ve Arabistan&#8217;da köylülerle yakın ilişkiler kurma olanağı buldu. İlk şiirlerini Resimli Gazete&#8217;de yayımladı. 1906&#8242;da Halkalı Ziraat Mektebi ve 1907&#8242;de Çiftçilik Makinist Mektebi&#8217;nde hocalık etti. 1908&#8242;de Dârülfünûn Edebiyat-ı Umûmiye müderrisliğine tayin edildi. İlk şiirlerinin yayımlanmasını izleyen on yıl boyunca hiçbir şey yayımlamadı.</p>
<p>1908&#8242;de II. Meşrutiyet&#8217;in ilanıyla birlikte Eşref Edip&#8217;in çıkardığı Sırat-ı Müstakim ve sonra Sebilürreşad dergilerinde sürekli yazılar yazmaya, şiirler ve çağdaş Mısırlı İslam yazarlarından çeviriler yayımlamaya başladı. 1913&#8242;te Mısır&#8217;a iki aylık bir gezi yaptı. Dönüşte Medine&#8217;ye uğradı. Bu gezilerde İslam ülkelerinin maddi donatım ve düşünce düzeyi bakımından Batı karşısındaki zayıflıkları konusundaki görüşleri pekişti. Aynı yılın sonlarında Umur-u Baytariye müdür muavini iken memuriyetten istifa etti. Bununla birlikte Halkalı Ziraat Mektebi&#8217;nde kitabet ve Darülfununda edebiyat dersleri vermeye devam etti. İttihat ve Terakki Cemiyeti&#8217;ne girdiyse de cemiyetin bütün emirlerine değil, sadece olumlu bulduğu emirlerine uyacağına dair and içti. I. Dünya Savaşı sırasında İttihat ve Terakki Cemiyeti&#8217;nin gizli örgütü olan Teşkilât-ı Mahsusa tarafından Berlin&#8217;e gönderildi. Burada Almanlar&#8217;ın eline esir düşmüş Müslümanlar için kurulan kampta incelemeler yaptı. Çanakkale Savaşı&#8217;nın akışını Berlin&#8217;e ulaşan haberlerden izledi. Batı uygarlığının gelişme düzeyi onu derinden etkiledi. Yine Teşkilât-ı Mahsusa&#8217;nın bir görevlisi olarak çöl yoluyla Necid&#8217;e ve savaşın son yılında profesör İsmail Hakkı İzmirli&#8217;yle birlikte Lübnan&#8217;a gitti. Dönüşünde yeni kurulan Dâr-ül -Hikmetül İslâmiye adlı kuruluşun başkâtipliğine getirildi. Savaş sonrasında Anadolu&#8217;da başlayan ulusal direniş hareketini desteklemek üzere Balıkesir&#8217;de etkili bir konuşma yaptı. Bunun üzerine 1920&#8242;de Dâr-ül Hikmet&#8217;deki görevinden alındı. İstanbul Hükümeti Anadolu&#8217;daki direnişçileri yasa dışı ilan edince Sebillürreşad dergisi Kastamonu&#8217;da yayımlanmaya başladı ve Mehmed Âkif bu vilayette halkın kurtuluş hareketine katkısını hızlandıran çalışmalarını sürdürdü. Nasrullah Camii&#8217;nde verdiği hutbelerden biri Diyarbakır&#8217;da çoğaltılarak bütün ülkeye dağıtıldı.</p>
<p>Burdur mebusu sıfatıyla TBMM&#8217;ye seçildi. Meclis&#8217;in bir İstiklâl Marşı güftesi için açtığı yarışmaya katılan 724 şiirin hiçbiri beklenilen başarıya ulaşamayınca maarif vekilinin isteği üzerine 17 Şubat 1921&#8242;de yazdığı İstiklal Marşı, 12 Mart&#8217;ta birinci TBMM tarafından kabul edildi. Sakarya zaferinden sonra kışları Mısır&#8217;da geçiren Mehmed Âkif, laik bir Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurulması üzerine Mısır&#8217;da sürekli olarak yaşamaya karar verdi. 1926&#8242;dan başlayarak Camiü&#8217;l-Mısriyye&#8217;de Türk dili ve edebiyatı müderrisliği yaptı. Bu gönüllü sürgün yaşamı sırasında siroz hastalığına yakalandı ve hava değişimi için 1935&#8242;te Lübnan&#8217;a, 1936&#8242;da Antakya&#8217;ya birer gezi yaptı. Yurdunda ölmek isteği ile Türkiye&#8217;ye döndü ve İstanbul&#8217;da öldü.</p>
<p>Mehmed Âkif&#8217;in 1911&#8242;de 38 yaşında iken yayımladığı ilk kitabı Safahat bağımsız bir edebi kişiliğin ürünüdür. Bununla birlikte kitabın Tevfik Fikret&#8217;ten izler taşıdığı görülür. Fransız romantiklerinden Lamartine&#8217;i Fuzuli kadar, Alexandre Dumas fils&#8217;i Sâdi kadar sevdiğini belirten şair, bütün bu sanatçıların uğraşı alanlarına giren &#8220;manzum hikâye&#8221; biçimini kendisi için en geçerli yazı olarak seçmiştir. Ancak, sahip olduğu köklü edebiyat kaygusu onun yalınkat bir manzumeci değil, bilinçle işlenmiş ve gelişmeye açık bir şiir türünün öncüsü olmasını sağlamıştır. Mehmed Âkif&#8217;in düşünsel gelişiminde en belirleyici öğe onun çağdaş bir İslamcı oluşudur. Çağdaş İslamcılık, Batı burjuva uygarlığının temel değerlerinin İslam kaynaklarına uyarlı olarak yeniden gözden geçirilmesini, Batı&#8217;nın toplumsal ve düşünsel oluşumuyla özde bağdaşık, ama yerel özelliklerini koruyan güçlü bir toplum yapısına varmayı öngörür. Bu görüşe koşut olarak Mehmed Âkif&#8217;in şiir anlayışı Batılı, hatta o dönemde Batı&#8217;da bile örneklerine az rastlanacak ölçüde gerçekçidir. Kafiyenin geleneksel Osmanlı şiirinde bir bela olduğunu savunan, resim yapmanın yasak sayılmasının, somut konumların betimlenmesini aksattığı ve bu yüzden şiirin olumsuz etkiler altında kaldığı görüşünü ileri süren Mehmed Âkif, Fuzuli&#8217;nin Leylâ vü Mecnûn adlı yapıtının plansız olduğu için yeterince başarılı olamadığını dile getirecek ölçüde çağdaş yaklaşımlara eğilimlidir. Konuşma diline yaslandığı için kolayca yazılıvermiş izlenimi veren şiirleri biçime ilişkin titiz bir tutumun örnekleridir. Hem aruzdan doğan bağların üstesinden gelmiş, hem de şiirin bütününü kapsayan bir iç musiki düzenini gözetmiştir. Dilde arılaşmadan yana olan tutumunu her şiirinde biraz daha yalın bir söyleyişi benimseyerek somutlukla ortaya koymuştur. Mehmed Âkif geleneksel edebiyatın olduğu kadar, Batı kültürünün değerleriyle etkileşimi kabul eder, ancak Doğu&#8217;ya ya da Batı&#8217;ya öykülenmeye şiddetle karşı çıkar. Çünkü her edebiyatın doğduğu toprağa bağlı olmakla canlılık kazanabileceği ve belli bir işlevi yerine getirmedikçe değer taşımayacağı görüşündedir. Gerçekle uyum içinde olmayı herşeyin üstünde tutar. Altı yüzyıllık seçkinler edebiyatının halktan uzak düştüğü için bayağılaştığına inanır. İçinde yaşanılan toplumun özellikleri göz önüne alınmadan Batılı yeniliklere öykünmenin doğrudan doğruya edebiyata zarar vereceği, &#8220;edebsizliğin başladığı yerde edebiyatın biteceği&#8221; anlayışına bağlı kalarak &#8220;sanat sanat içindir&#8221; görüşüne karşı çıkmış, &#8220;libas hizmetini, gıda vazifesini&#8221; gören bir şiiri kurma çabasına girişmiştir. Bu yüzden toplumsal ve ideolojik konuları şiir ile ve şiir içinde tartışma ve sergileme yolunu seçmiştir. Bütün çıplaklığıyla gerçeği göstermekteki amacı okuyucusunu insanların sorunlarına yöneltmektir. Bu kaygıların sonucu olarak yoksul insanların gerçek çehreleriyle yer aldığı şiirler Türk edebiyatında ilk kez Mehmed Âkif tarafından yazılmıştır. Mehmed Âkif şiirinin yaşadığı dönemde ve sonrasında önemini sağlayan gerçekçi tutumudur. Bu şiirde düş gücünün parıltısı yerini gözle görülür, elle tutulur bir yapıya bırakmıştır. Şairin nazım diline bu dilin özgül niteliğini bozmaksızın elverişli olduğu gelişmeyi kazandırması, aruz veznini yumuşatmayı, başarmasıyla mümkün olmuştur. Bu aynı zamanda Türkçe&#8217;nin şiir söylemedeki olanaklarının ne ölçüde geniş olduğunu göstermesi demektir. Söz konusu dönemde her şairin dili kişisel bir dil kurma adına dar bir vadiye sıkışmak zorunda kalmıştı. Mehmed Âkif dilin toplumsal kimliğini öne çıkarmış, üslupta öz günlük ve kişiselliğe ulaşmıştır. Yenilikçi bir şair olarak, yaşadığı dönemde görülen ölçüsüz yenilik eğiliminin bozucu etkilerine, ölçüsü işleviyle bağlantılı bir şiir kurmak suretiyle sınır çekmeye çalışmıştır.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyografi.wordpress.com/3/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyografi.wordpress.com/3/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyografi.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyografi.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyografi.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyografi.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyografi.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyografi.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyografi.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyografi.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyografi.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyografi.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyografi.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyografi.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyografi.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyografi.wordpress.com/3/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=3&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyografi.wordpress.com/2006/04/08/mehmet-akif-ersoy/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://photos1.blogger.com/blogger/2699/2235/320/mehmetakif.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Mustafa Kemal Atatürk</title>
		<link>http://biyografi.wordpress.com/2006/04/08/mustafa-kemal-ataturk/</link>
		<comments>http://biyografi.wordpress.com/2006/04/08/mustafa-kemal-ataturk/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Apr 2006 08:01:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Komutan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://biyografi.wordpress.com/2006/04/08/mustafa-kemal-ataturk/</guid>
		<description><![CDATA[Kimlik: Doğum Tarihi:19.Mayıs.1881 Ölüm Tarihi:10.Kasım.1938 Doğum Yeri: Selanik Ölüm Yeri: İstanbul Meslek: Cumhurbaşkanı, Komutan Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik&#8217;te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi&#8217;ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım&#8217;dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın&#8217;dan Makedonya&#8217;ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=4&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2699/2235/1600/mkemalataturk.jpg"><img src="http://photos1.blogger.com/blogger/2699/2235/320/mkemalataturk.jpg" style="float:left;cursor:pointer;margin:0 10px 10px 0;" border="0" /></a><br />
<span style="font-weight:bold;font-family:trebuchet ms;">Kimlik:<br />
Doğum Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;">19.Mayıs.1881 </span><br />
<span style="font-weight:bold;">Ölüm Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;">10.Kasım.1938<br />
Doğum Yeri: </span><span style="font-weight:bold;">Selanik<br />
Ölüm Yeri: </span><span style="font-weight:bold;">İstanbul<br />
Meslek: Cumhurbaşkanı, Komutan</span></p>
<p><span style="font-weight:bold;"></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-weight:bold;font-family:times new roman;font-size:100%;"></span><span id="more-4"></span><br />
<span><span style="font-size:85%;">Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik&#8217;te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi&#8217;ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım&#8217;dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın&#8217;dan Makedonya&#8217;ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım&#8217;la evlendi. Atatürk&#8217;ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.</span><span><span style="font-size:85%;">Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi&#8217;nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi&#8217;ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği&#8217;nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik&#8217;e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi&#8217;ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye&#8217;ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına &#8220;Kemal&#8221; i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi&#8217;sini bitirip, İstanbul&#8217;da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi&#8217;ne devam etti. 11 Ocak 1905&#8242;te yüzbaşı rütbesiyle Akademi&#8217;yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam&#8217;da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907&#8242;de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır&#8217;a III. Ordu&#8217;ya atandı. 19 Nisan 1909&#8242;da İstanbul&#8217;a giren Hareket Ordusu&#8217;nda Kurmay başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa&#8217;ya gönderildi. Picardie Manevraları&#8217;na katıldı. 1911 yılında İstanbul&#8217;da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.</span></span></span></p>
<p><span><span style="font-size:85%;">1911 yılında İtalyanların Trablusgarp&#8217;a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911&#8242;de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912&#8242;de Derne Komutanlığına getirildi.</span></span></p>
<p><span><span style="font-size:85%;">Ekim 1912&#8242;de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır&#8217;daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne&#8217;nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915&#8242;te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ&#8217;da görevlendirildi.</span></span></p>
<p><span><span style="font-size:85%;">1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı&#8217;nda, Mustafa Kemal Çanakkale&#8217;de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine &#8220;Çanakkale geçilmez!&#8221; dedirtti. 18 Mart 1915&#8242;te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası&#8217;na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915&#8242;te Arıburnu&#8217;na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal&#8217;in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı&#8217;nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915&#8242;te Arıburnu&#8217;nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos&#8217;ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos&#8217;ta Kireçtepe, 21 Ağustos&#8217;ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal&#8217;in askerlerine &#8220;Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!&#8221; emri cephenin kaderini değiştirmiştir.</span></span></p>
<p><span><span style="font-size:85%;">Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları&#8217;dan sonra 1916&#8242;da Edirne ve Diyarbakır&#8217;da görev aldı. 1 Nisan 1916&#8242;da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis&#8217;in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep&#8217;teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917&#8242;de İstanbul&#8217;a geldi. Velihat Vahidettin Efendi&#8217;yle Almanya&#8217;ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad&#8217;a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918&#8242;de Halep&#8217;e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi&#8217;nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918&#8242;de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918&#8242;de İstanbul&#8217;a gelip Harbiye Nezâreti&#8217;nde (Bakanlığında) göreve başladı.</span></span></p>
<p><span><span style="font-size:85%;">Mondros Mütarekesi&#8217;nden sonra İtilaf Devletleri&#8217;nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919&#8242;da Samsun&#8217;a çıktı. 22 Haziran 1919&#8242;da Amasya&#8217;da yayımladığı genelgeyle &#8220;Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını &#8221; ilan edip Sivas Kongresi&#8217;ni toplantıya çağırdı.</span></span></p>
<p><span><span style="font-size:85%;">23 Temmuz &#8211; 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 &#8211; 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi&#8217;ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919&#8242;da Ankara&#8217;da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920&#8242;de Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı&#8217;nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.</span></span></p>
<p><span><span style="font-size:85%;">Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919&#8242;da Yunanlıların İzmir&#8217;I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması&#8217;nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nu paylaşan I. Dünya Savaşı&#8217;nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye &#8211; ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.</span><br />
</span></p>
<p><span style="font-weight:bold;"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><br />
</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><br />
</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span style="font-size:85%;"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><br />
<strong>Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır:</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p>* <strong>Sarıkamış </strong>(20 Eylül 1920),<br />
<strong>* Kars </strong>(30 Ekim 1920) ve<br />
<strong>* Gümrü&#8217;nün kurtarılışı.</strong>(7 Kasım 1920)<br />
* <strong>Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları </strong>(1919- 1921)<br />
* <strong>I. İnönü Zaferi</strong> (6 -10 Ocak 1921)<br />
* <strong>II. İnönü Zaferi</strong> (23 Mart-1 Nisan 1921)<br />
* <strong>Sakarya Zaferi </strong>(23 Ağustos-13 Eylül 1921)<br />
* <strong>Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer </strong><br />
(26 Ağustos 9 Eylül 1922)</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<blockquote>
<p style="text-align:justify;" align="justify"><span style="font-size:85%;"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921&#8242;de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal&#8217;e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923&#8242;te imzalanan Lozan Antlaşması&#8217;yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması&#8217;yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p style="text-align:right;" align="justify"><span style="font-weight:bold;font-size:85%;"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Mustafa Kemal ATATÜRK</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
</blockquote>
<p><span style="font-size:85%;"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:85%;"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>23 Nisan 1920&#8242;de Ankara&#8217;da TBMM&#8217;nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı&#8217;nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922&#8242;de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu&#8217;yla yönetim bağları koparıldı. 13 Ekim 1923&#8242;te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet&#8217;in ilk hükümeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, <strong>&#8220;Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir&#8221;</strong> ve <strong>&#8220;Yurtta barış cihanda barış&#8221;</strong> temelleri üzerinde yükselmeye başladı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><strong>Atatürk Türkiye&#8217;yi &#8220;Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak&#8221; amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:</strong></p>
<p><strong>1. Siyasal Devrimler:<br />
</strong><strong>Saltanatın Kaldırılması </strong>(1Kasım 1922)<br />
<strong>Cumhuriyetin İlanı </strong>(29 Ekim 1923)<br />
<strong>Halifeliğin Kaldırılması </strong>(3 Mart 1924)</p>
<p><strong>2. Toplumsal Devrimler:<br />
</strong><strong>Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi</strong><br />
<strong>Şapka ve kıyafet devrimi </strong>(25 Kasım 1925)<br />
<strong>Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması </strong>(30 Kasım 1925)<br />
<strong>Soyadı kanunu </strong>( 21 Haziran 1934)<br />
<strong>Lâkap ve unvanların kaldırılması </strong>(26 Kasım 1934)<br />
<strong>Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü</strong>(1925-1931)</p>
<p><strong>3. Hukuk Devrimi :<br />
</strong><strong>Mecellenin kaldırılması </strong>(1924-1937)<br />
<strong>Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi </strong>(1924-1937)</p>
<p><strong>4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:<br />
</strong><strong>Öğretimin birleştirilmesi</strong> (3 Mart 1924)<br />
<strong>Yeni Türk harflerinin kabulü </strong>(1 Kasım 1928)<br />
<strong>Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması </strong>(1931-1932)<br />
<strong>Üniversite öğreniminin düzenlenmesi </strong>(31 Mayıs 1933)<br />
<strong>Güzel sanatlarda yenilikler</strong></p>
<p><strong>5. Ekonomi Alanında Devrimler:<br />
</strong><strong>Aşârın kaldırılması<br />
</strong><strong>Çiftçinin özendirilmesi<br />
</strong><strong>Örnek çiftliklerin kurulması<br />
</strong><strong>Sanayiyi Teşvik Kanunu&#8217;nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması<br />
</strong><strong>I. ve II. Kalkınma Planları&#8217;nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması</strong></p>
<p>Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934&#8242;de TBMM&#8217;nce Mustafa Kemal&#8217;e <strong>&#8220;Atatürk&#8221;</strong> soyadı verildi.</p>
<p>Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk&#8217;ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti.</p>
<p>Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye&#8217;yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.</p>
<p><strong>15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı&#8217;nı ve Cumhuriyet&#8217;in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku&#8217;nu okudu.</strong></p>
<p>Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923&#8242;de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.</p>
<p>1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox&#8217;a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği&#8217;ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı.</p>
<p>Fransızca ve Almanca biliyordu. <span style="font-weight:bold;font-size:85%;"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>10 Kasım</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><span style="font-size:85%;"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><strong> 1938 saat 9.05&#8242;te</strong> yakalandığı siroz hastalığından kurtulamayarak İstanbul&#8217;da Dolmabahçe Sarayı&#8217;nda hayata gözlerini yumdu. </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span style="font-size:85%;"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><br />
Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle geçici istirahatgâhı olan Ankara Etnografya Müzesi&#8217;nde toprağa verildi. Anıtkabir yapıldıktan sonra nâşı görkemli bir törenle</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><span style="font-weight:bold;font-size:85%;"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> 10 Kasım</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><span style="font-size:85%;"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><strong> 1953</strong> günü ebedi istirahatgâhına gömüldü.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><span class="text3"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><br />
</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><!--------------NETKITAP.COM ORTAKLIK KODU BURADA BAŞLIYOR ------------------></p>
<table bgcolor="white" border="0" cellpadding="3" cellspacing="3" width="150">
<tr>
<td>
<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
<tr>
<td></td>
<td height="1"><img src="/anagrafikler/cerceve_150_ust.gif" height="1" width="1" /></td>
<td></td>
</tr>
<tr>
<td width="1">
<p align="right"><img src="http://ortak.netkitap.com/anagrafikler/cerceve_150_sol.gif" height="41" width="1" /></p>
</td>
<td><a href="http://www.netkitap.com/ayrinti2.asp?id=7318&amp;af=turkbloggforum&amp;bn=1"><img src="http://kapak.netkitap.com/075bk/N/nutuk_7318.jpg" border="0" vspace="0" /></a></td>
<td valign="top" width="5"><img src="http://ortak.netkitap.com/anagrafikler/cerceve_150_ust_sag_kose.gif" height="9" width="5" /></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td height="5" valign="top"></td>
<td><img src="http://ortak.netkitap.com/anagrafikler/cerceve_150_alt_sag_kose.gif" height="5" width="5" /></td>
</tr>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<a href="http://www.netkitap.com/ayrinti2.asp?id=7318&amp;af=turkbloggforum&amp;bn=1"><font face="Geneva, Arial" size="3"><strong>Nutuk</strong></font></a><strong><br />
<font face="Geneva, Arial" size="2"><br />
Mustafa Kemal Atatürk</font></strong><font face="Geneva, Arial" size="2"><br />
<font face="Geneva, Arial" size="1">DOĞAN KİTAPÇILIK<br />
</font></font></td>
</tr>
</table>
<p><!--------------NETKITAP.COM ORTAKLIK KODU SONU ------------------></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/biyografi.wordpress.com/4/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/biyografi.wordpress.com/4/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/biyografi.wordpress.com/4/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/biyografi.wordpress.com/4/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/biyografi.wordpress.com/4/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/biyografi.wordpress.com/4/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/biyografi.wordpress.com/4/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/biyografi.wordpress.com/4/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/biyografi.wordpress.com/4/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/biyografi.wordpress.com/4/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/biyografi.wordpress.com/4/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/biyografi.wordpress.com/4/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/biyografi.wordpress.com/4/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/biyografi.wordpress.com/4/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/biyografi.wordpress.com/4/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/biyografi.wordpress.com/4/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=biyografi.wordpress.com&amp;blog=817767&amp;post=4&amp;subd=biyografi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biyografi.wordpress.com/2006/04/08/mustafa-kemal-ataturk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://photos1.blogger.com/blogger/2699/2235/320/mkemalataturk.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://ortak.netkitap.com/anagrafikler/cerceve_150_sol.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://kapak.netkitap.com/075bk/N/nutuk_7318.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://ortak.netkitap.com/anagrafikler/cerceve_150_ust_sag_kose.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://ortak.netkitap.com/anagrafikler/cerceve_150_alt_sag_kose.gif" medium="image" />
	</item>
	</channel>
</rss>
